1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
21
Okunma
Ateş Böceklerinin Gölgesinde Bir Eksiklik
Eski bir dubleks evin bahçesinde
sessizliğe oturmuşum geceyle birlikte,
sandalyenin demirinde soğuk bir hatıra,
içimde ise sıcak bir suskunluk.
Ateş böceklerini izliyorum
sanki yıldızlar gökyüzünden sıkılıp
yere inmiş de
çimenlerin üstünde ışığa dönüşmüşler…
Ne özgürler,
ne hafif…
bir dokunsan uçacaklar,
bir baksan kaybolacaklar.
O an rüzgâr geçiyor aradan,
yasemin ve hanımeli kokusu
eski bir sevdanın kapısını aralıyor içimde,
ne zaman unutmayı denesem
geri dönüp beni buluyor bu koku.
Bahçe bir anda genişliyor
duvarlar yok oluyor,
sanki dünya sadece bu ışıklar,
bu kokular ve benim içimdeki eksik sen.
Ateş böcekleri kanat çırpıyor
ve ben öğreniyorum:
özgürlük bazen uçmak değil,
birini düşünürken bile
güzel kalabilmekmiş…
Ve gecenin koynunda
zaman biraz yavaşlıyor,
sanki ev bile nefes almayı unutup
beni dinliyor.
Ateş böcekleri çoğalıyor bir anda,
ya da ben çoğalıyorum içimdeki boşlukta…
her biri küçük bir anı gibi
geçip gidiyor avuçlarımın içinden.
Yasemin kokusu daha da derinleşiyor,
hanımeli sanki duvarlara tutunup
geçmişi hatırlatıyor bana,
bir ses gibi değil de
yarım kalmış bir cümle gibi.
Düşünüyorum…
insan neden en çok geceyi sever
ve neden en çok gecede eksilir?
Belki de
ışıklar değil de
karanlık anlatır bizi bize.
Ateş böcekleri bir an duruyor
ve hepsi aynı anda yön değiştiriyor,
sanki görünmeyen bir kalbin ritmine uymuş gibiler.
Ben de o ritme kapılıyorum
neye ait olduğumu bilmeden,
sadece hissederek…
Ve anlıyorum ki
bazı güzellikler tutulmaz,
bazı kokular bırakılmaz,
bazı anlar ise
sadece izlenir…
tıpkı sen gibi…
Ve gece en derin yerine çekilirken
bahçede yalnızca ışık kırıntıları kalıyor.
Ateş böcekleri
bir bir uzaklaşıyor benden,
sanki her biri
dokunulmamış bir hatırayı taşıyor karanlığa.
Yasemin susuyor artık,
hanımeli rüzgârı bırakıyor
ve bahçe
eski bir hikâyenin son sayfası gibi
yavaşça kapanıyor.
Ben hâlâ aynı sandalyede,
aynı yerdeyim…
ama içimde hiçbir şey yerinde değil.
Çünkü bazı güzellikler
geldiği gibi gitmez,
içine işleyip kalır insanın,
ne unutulur
ne de tamamen yaşanır.
Ateş böcekleri kayboluyor
ve geriye sadece şu kalıyor:
bir gece,
bir koku,
bir ışık
ve insana özgürlüğü bile düşündüren
derin bir eksiklik.
Ve ben o eksikliğe bakarak
sessizce anlıyorum:
bazı anlar yaşanmak için değil,
insanı sonsuza kadar değiştirmek için gelir…
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.