0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
27
Okunma
Buzdum, Sen Ateş
Ben buzdum… Dokunsan kırılacak kadar sessiz, Sevsen dağılacak kadar yorgun.
Sen ateştin… Bir bakışın bile İçimde yıllardır donmuş ne varsa çözen.
Olmazdı aslında… Sen yangındın, Ben kül olmaya korkan bir kış gecesi.
insan En çok imkânsızı seviyor. Ben de seni öyle sevdim; Olmayacağını bile bile, Gideceğini hissede hissede…
Sen “yaklaş” dedikçe eridim, Ben sustukça sen çoğaldın içimde. Bir tek sana yenildim ben,
Bir tek senin yanında Kalbim diz çöktü.
Şimdi ayrılık dediğin şey, Göğsümün ortasında dinmeyen bir ayaz. Çünkü sen gittin…
bende bıraktığın yangın Hâlâ sönmedi.
Ve ne acıdır bilir misin? Ateş de üşür bazen… bunu en geç, Buz gidince anlar.
Bir gece dönersin diye Kapatmadım içimdeki kapıları. Belki bir sesin düşer diye odamın karanlığına, Uykularımı bile yarım bıraktım.
sen giderken Sadece bir insan gitmedi benden… İnandığım bütün güzel şeyler Arkana bakmadan çıktı hayatımdan.
Ben hâlâ aynı yerdeyim; Bir yanı sana kavuşmak isteyen, Bir yanı seni unutursa Kendini de kaybedecek gibi korkan…
Bazı aşklar mutlu etmez insanı, Ama ömür boyu unutulmaz.
Sen ateştin… Ben sana yaklaşınca yandım, Uzak kalınca dondum.
Yani hangi yolu seçsem, Sonunda yine seni kaybettim…
Şimdi senden geriye Bir avuç kırık hayal kaldı içimde… Ne tam sönebilen bir yangınsın, Ne de tamamen unutulan bir hatıra.
Adını anınca hâlâ Kalbim eski bir şarkı gibi sızlıyor.
Ben buzdum, Sessizce çözülüp yok oldum sende. Sen ateştin, Dokunduğun her yer gibi Beni de küle çevirdin.
Ve biz… Belki de baştan beri Yan yana gelmemesi gereken İki mevsimdik.
Ama yine de Bu dünyada en çok seni sevdim. İmkânsızlığın ortasında, Kendimden vazgeçecek kadar…
Şimdi biri bana “Aşk nedir?” diye sorsa, Gözlerini anlatırım. Sonra susarım
kimi sevdalar Şiir olur, Bazıları yara…
Sen ikisi de oldun.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.