0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
21
Okunma
Bulaşıcı Gülüşlerin Hikâyesi
Gülmek bulaşıcı bir durum dedin ya,
bende senden kalma bir hastalık gibi şimdi—
her aynaya baktığımda
yüzümde senin izinsiz bıraktığın bir tebessüm.
Eskiden dünya ağırdı,
sokaklar suskun, gökyüzü eksik,
ama sen geldin—
bir bakışınla yön değiştirdi mevsimler.
Artık seninle gülümsüyorum hayata,
en sıradan anlar bile şiir gibi,
bir çayın buharında,
bir akşamın serinliğinde bile sen varsın.
Kahkahalarım arttı bak,
duyuyor musun içimde çoğalan o sesi?
Sanki kalbim,
senin adını gülerken daha güzel söylüyor.
Sen bakışını değiştir dünyaya demiştin,
ben dünyayı değil—
dünyamı değiştirdim seninle.
Çünkü senin gözlerinden bakınca,
her şey biraz daha “biz” oluyor.
Ve “biz” dedikçe çoğalıyor içimde zaman,
saatler bile acele etmeyi bırakıyor sanki—
yanında geçmeyen hiçbir an
yaşanmış sayılmıyor artık.
Seninle yürüyen bir cümlenin içindeyim,
yarım kalmıyor hiçbir anlam,
suskunluk bile eksik değil
çünkü içinde sen varsın.
Gülüşün…
en karanlık düşünceme açılan bir pencere,
bir kez uğrasa yüzüme,
gece bile sabah olmayı öğreniyor.
Ben artık eskisi gibi değilim,
daha hafifim, daha derin,
çünkü kalbim ilk kez
birine bu kadar yakışıyor.
Eğer bir gün dünya yine yorarsa seni,
gel—
oturalım en sade anın kenarına,
ben sana yine gülerim,
sen bana biraz daha “biz” olursun.
Ve gün gelir de susarsa şehir,
kalabalıklar çekilirse içimizden,
biz yine kalırız—
birbirine tutunmuş iki sessizlik gibi.
Ne eksiliriz, ne dağılırız,
çünkü öğrendik artık:
sevmek, sadece kalmak değil,
birbirinde çoğalabilmekmiş.
Gülüşünle başladığım bu hikâyede
son diye bir şey yok aslında,
çünkü her kahkahan
yeniden yazıyor kaderimi.
Bak…
dünya hâlâ aynı dünya,
ama ben değilim—
seninle bakan gözlerim değişti.
Ve şimdi biliyorum:
gülmek bulaşıcıysa eğer,
ben ömrümce bu hastalığa razıyım—
çünkü sen varsın içinde,
çünkü biz…
en güzel hâliyiz hayatın.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.