17
Yorum
35
Beğeni
5,0
Puan
200
Okunma
Zor buldum bu gölgeyi, bu sessiz sükûneti
Yollar yuttu sesimi, rüzgâr çaldı niyetimi.
Sorma nerden gelirsin, hangi uçurum durağın
Közü bende saklıdır, geçtiğim her ocağın
Sırtımdaki şu heybe, sanma kumaş ve iplik
İçinde kırık rüyalar, biraz da kimsesizlik
Fırtınadan sorarsan; boran içimde gizli
Yangından sual etme; küllerim dünden izli
Ne altın taslarda ikram, ne ipek döşek isterim
Bir tebessüm ufkunda dinlensin yorgun dizlerim
Bir selamın kokusu, dağıtır bu dumanı
İçten bir "merhaba"dır, yolun en büyük hanı
Vakit dolup gidince, izim kalmaz tozunda
Bir hikâye bırakırım, bu kapının ağzında
Eşiğin ardı sığınak, heybem ise tek yüküm
Dost bir çift göz önünde, sessizce çözülür düğüm
Söz gümüşse sükût altındır derler ya hani
Ben susarak getirdim sırtımdaki tufanı
Yükümü bıraktım da bir köşeye usulca
Ruhum bayram eyledi, selamını duyunca
Kimse bilmez o yolu, hangi taşa takıldım,
Kaç zemheri üşüdüm, kaç güneşte yakıldım
Gözlerindeki ışık, sönmüş közüme canmış
Meğer benim vatanım, bu bir anlık ihsanmış
Yorgunluk dediğin ne? birkaç kemik, bir deri
Asıl yoran insanın, dönülmeyen seferi
Şimdi bu sofrada huzur, ekmekten daha aziz
Dinsin artık içimde, o kükreyen sahipsiz deniz
Heybem artık hafifledi, keder sızmaz dışarı
Senin gönül bahçende, buldum ben bu baharı
Sormadın ya yaramı, en büyük merhem budur
Seyyahın son durağı; bir nefeslik huzurdur
Güneş sızdı kapıdan, veda vaktidir artık
Gönül heybem dünkünden, bir miktar daha ışık
Derman oldu ruhuma, sunduğun o bir selam
Kifayetsiz kalır bak, dildeki bunca kelam
Yangınım küle döndü, fırtınam dindi biraz
Ruhumda yankılanan, şimdi sessiz bir niyaz
Gidiyorum; arkamda bir gölge, bir de minnet
Seyyaha yol yakışır, durmak olur eziyet
Yine yollar önümde, ucu belirsiz ve dik
Senden kalan emanet; o bir yudum içtenlik
Hangi dağın ardında, hangi dertle yanarım
Susuz kalsam çölde ben, bu sofrayı anarım
Kapatma eşiğini, benden sonra gelene
Kucak aç bu dünyada, kıymetini bilene
Benim yolum ufuktur, sonu olmayan masal
Hakkını helal eyle, ey gönlü güzel mahal!
Bitti o sonsuz gurbet, bitti içimdeki kış
Zirveye varan yolun, bitti her zorlu yokuş.
Ufukta tüten duman, bildiğim o tanıdık,
Gönül kuşum kanatlı, ruhum artık aydınlık
Yıllarca rüzgâr ektim, şimdi huzur biçerim
Aşkın o bengisu’yundan, kana kana içerim
Heybemdeki o keder, eşikte kaldı bitti
Kavuşmak ateşiyle, bütün dertlerim gitti
Ne yangınlar kül etti, ne fırtınalar yıktı
Dualarım sonunda, o tek kapıya çıktı
Meğer bunca yolculuk, bu ana ermek içinmiş
O yudum içtenlikler, cennetten bir nişmiş
Gözümün feri geldi, dindi gönül sancısı
Burasıymış ömrümün, en baş tacı hanı, hancısı
Hoş buldum asıl yurdu, hoş buldum can evimi
Sonsuzluk denizinde, durdurdum ben gemimi
Artık ne yolun çağrısı kalır, ne de menzilin telaşı
Toprağa karıştı seyyahın, ömürlük gözyaşı
Eşik kapandı ardına, mühürlendi zamanın dudağı
Burada son buldu işte, o hasretin en sarp dağı
Ne rüzgâr dindirir bu huzuru, ne fırtına koparabilir
Sırtındaki o heybe, artık bir anı gibi serilir
Kavuşmak; bir daha hiç ayrılmamak üzere susmakmış
Geçilen tüm yangınlar, bu serinliğe susamakmış
Gökten bir imza düştü, yıldızlarla yazıldı sonu
"Arayan buldu dermanı, giydi vuslatın ak donu
Cümle alem şahittir; dindi o kadim feryat,
Bir kuru selamla başlayan yol, oldu ebedi hayat
Burada biter hikâye, burada durur kale
Seyyah artık bir nefes, seyyah artık bir alem
Işıklar içinde kalsın, o yorgun ama vakur iz
Kavuşanlar katında, artık biz de birer hiçiz
Eşiğime uğrayan her kimse, şu üç şeyi bilsin
Yükün kederse sabret, elbet bir gün sükûn bulur
Yolun yangınsa yürü, küllerinden hayat kurulur
Ve sakın unutma;
Cihanı gezsen de en büyük menzil
Bir yürekte bulduğun o bir yudum içtenliktir
Ardımda ne mal bıraktım, ne yaldızlı bir isim
Sadece rüzgâra emanet bir selamdır mirasım
Gidiyorum; kalbi olan her faniye tek sözüm şudur
Sevdan yoksa yoldaşın, vardığın yer yorgunluktur
YEŞİLIRMAK
5.0
100% (23)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.