Önce doğruyu bilmek gerekir; doğru bilinirse yanlış da bilinir, ama önce yalnış bilinirse doğruya ulaşılamaz. farabi
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK

​YIKINTILAR ARASINDA BİR MUCİZE BLM 11

Yorum

​YIKINTILAR ARASINDA BİR MUCİZE BLM 11

( 1 kişi )

1

Yorum

5

Beğeni

5,0

Puan

116

Okunma

​YIKINTILAR ARASINDA BİR MUCİZE BLM 11

O gün taş evde zaman tamamen durdu. Ne dışarıdaki dünyanın gürültüsü ne de geleceğin belirsizliği o duvarların içeriğine sızabildi. Onlar, birbirlerinin kollarında, aşkın ve tutkunun en saf, en derin haliyle sarmalanmış olarak yeni bir güne başladılar.
Bu romanın sayfaları ilerledikçe, Alaz’ın kalemi hep o geceyi ve o sabahı anlatacaktı. Çünkü gerçek aşk, bir kez yaşanıp biten bir an değildi; her saniye yeniden başlayan, her dokunuşta daha da alevlenen sonsuz bir döngüydü. Ve bu döngü, dünyadaki tüm kırık kalplere umut olmaya devam edecekti.
Güneş gökyüzünün en tepesine ulaştığında, odadaki o ateşli ve derin hava yerini tatlı bir rehavete bırakmıştı. Ancak ne Alaz’ın gözleri O’nun üzerindeki hayranlığından eksilmişti ne de O’nun Alaz’a olan o köklü adanmışlığı sarsılmıştı. Alaz, masadan kalkıp tekrar yatağa, o kokunun ve sıcaklığın merkezine döndü.
Çarşafların arasında birbirine kenetlenen elleri, sanki iki ayrı insanın değil, tek bir bedenin parçaları gibiydi. Alaz, O’nun parmak boğumlarını tek tek öperken, içindeki o yazar dürtüsü tamamen susmuştu.

"Bazen," dedi O, başını Alaz’ın çıplak göğsüne koyup kalp atışlarını dinleyerek, "Kelimelerinin arkasına saklandığını düşünüyorum Alaz. Ama dün gece ve bu sabah... Kelimelerin bitti. Sadece sen kaldın. Ve o sen, benim ruhumu tamamen ele geçirdi."

Alaz gülümsedi, göğsündeki o saçları şefkatle okşadı. "Çünkü sevgilim, senin bu hayattaki varlığın öyle muazzam bir büyüklük ki, onu anlatmaya kalkışan her kelime aslında ona haksızlık ediyor. Ben dün gece kelimelerden istifa ettim. Sana sadece kalbimle, tenimle ve ruhumla cevap verdim. Ve bu, hayatım boyunca yazdığım en güzel kitaptı."

Öğleden sonra, taş evin kalın duvarlarının ardında hafif bir yağmur başladı. Caminin pencerelerine vuran damlaların sesi, odadaki o sıcak sessizliğe ritmik bir melodi katıyordu. Dışarıda dünya kendi griliğinde kavruluyor, insanlar yetiştirilmesi gereken işlerin, bitmeyen hırsların peşinde koşuyordu.

Alaz ve O ise o fani dünyanın çok ötesinde, zamanın uğramadığı bir adada gibiydiler. O, yataktan kalkıp Alaz’ın gömleklerinden birini üzerine geçirdi. Düğmeleri açık bırakılmış gömleğin içinde, dün geceki o tutkulu yangının teninde bıraktığı pembe izler hala birer madalya gibi parlıyordu. Mutfağa geçip iki kişilik taze bir kahve hazırladı.

Alaz, kapı eşiğinde durup O’nu izledi. O’nun her bir hareketi, kahve fincanını tutuşu, saçını arkaya atışı bile Alaz’ın göğsünde tarifsiz bir şükür dalgası yaratıyordu.

Dünyayı sadece sevgi kurtarır derler ya," dedi Alaz, yanına gidip beline arkasından sarılarak. Dudaklarını O’nun çıplak omzuna bastırdı. "Dışarıdaki o fırtına, o yağmur, o acımasız düzen... Hiçbiri umurumda değil. Benim dünyam senin bu gömleğin içinde sakladığın kalbinden ibaret. Ve orası benim tek sığınağım

Paylaş:
5 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

​yıkıntılar arasında bir mucize blm 11 Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz ​yıkıntılar arasında bir mucize blm 11 şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
​YIKINTILAR ARASINDA BİR MUCİZE BLM 11 şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
yön
yön, @yon
10.6.2026 06:25:00
5 puan verdi
Mekân değişimi çok güçlü*: Alaz dışarıdaki
Fırtına, yağmur, acımasız düzen”i sayıp tek hamlede hepsini iptal ediyor. Sonra “benim dünyam...” deyip mekânı O’nun gömleğinin içine, kalbine taşıyor. Yani dünya küçülüyor ama anlam büyüyor. Tek sığınak = bir kalp. Bu sadelik vuruyor direkt.
Fiziksel temas = duygusal manifesto*: Arkadan sarılmak, omza dudak değdirmek... Bunlar lafı süslemiyor, lafın kendisi oluyor. “Dünyayı sevgi kurtarır” sözü havada kalmıyor, Alaz onu bedene indiriyor. Söylediğini yaşıyor. O yüzden samimi geliyor.
Sahiplenme ama boğmayan*: “Orası benim tek sığınağım” cümlesi sahiplenme var ama “seni esir aldım” yok. Tersine, fırtınadan korunacak liman arıyor. Korunan o, koruyan da O. Roller dengede.
Dil*: “Umurumda değil” deyip dünyayı silmesi, sonra “ibaret” deyip dünyayı bir kalbe sığdırması... Zıtlık oyunu şahane. Büyük kelimelerle küçük bir alan kurmuş.
Yüreğinize kaleminize sağlık .değerli hocam



© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL