1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
72
Okunma
Divane Gönlün Öz Arayışı
Şu benim divane gönlüm,
neye dokunsa yangın,
kime inansa yalan oldu.
Bir ömür, adını aşk sandığı
yarım hikâyelere kondu.
Aradı aşk ile özünü,
her kapıda kendini sordu,
her gözde bir parça aradı
ama hiçbirinde tamam olmadı.
Şu benim divane gönlüm,
kendi sesini bile duyamadı bazen,
başkalarının gürültüsünde
kendine yabancı kaldı derinden.
Ne sevdiği gerçekti belki,
ne de unuttuğu…
çünkü en büyük eksik,
hiç bulamadığı “kendi” oldu.
Şu benim divane gönlüm,
küllerinden bile seni aradı,
her sokağın köşesinde bir hatıra,
her gecenin koynunda bir ah bıraktı.
Aradı aşk ile özünü,
bir çift gözde cennet sandı,
bir çift sözde ömür aradı,
ama her sabah biraz daha
kendinden eksildi.
Ne kadar sevse de yetmedi,
ne kadar sustuysa anlaşılmadı,
içinde büyüttüğü o derin sızı
ne zamana sığdı
ne de unutmaya.
Şu benim divane gönlüm,
bir yanı sana düşen yağmur,
bir yanı kurak bir çöl şimdi.
Sevda diye içtiği her yudum
zehir oldu dudaklarında.
Ve sonunda anladı—
aşk bazen kavuşmak değil,
insanın kendi yarasını
severek taşımasıymış.
Şimdi hâlâ seni anar geceler,
ama artık başka türlü…
bir dua gibi sessiz,
bir mezar taşı kadar soğuk,
bir ömür kadar unutulmaz.
Şu benim divane gönlüm,
adını her anışında biraz daha suskun,
biraz daha derin artık…
çünkü öğrendi;
her sevda bir kavuşma değil,
bazısı sadece bir imtihanmış.
Aradı aşk ile özünü, bulamadı—
çünkü yanlış kapılarda diz çöktü,
yanlış kalplerde kendini aradı,
her defasında biraz daha
kendinden vazgeçti.
Ama şimdi…
o kırık aynaların içinden geçip
kendine varan bir yol buldu.
Ne senden kaldı içinde,
ne de eski yaraların sesi.
Şu benim divane gönlüm,
artık ne arıyor ne de bekliyor,
çünkü anladı en derin yerinde:
öz dediğin, bir başkasında değil—
kendine dönebildiğin yerde saklı.
Ve şimdi ilk defa
tam, sessiz ve gerçek…
kendiyle tamam olan bir kalp gibi
atıyor içimde.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.