9
Yorum
44
Beğeni
5,0
Puan
837
Okunma

Çim kokulu gecelerin
Haki duası;
Zerdali sarısı demlerin erguvan döşeğinde.
Avuçlarımda ucu tomur, çift tılsımlı bir dünya...
Dilin tuz çanağına
Ay germiş gerdanını;
Köklerin rüyasından geçiyor gecenin kalbi.
Mürdüm eriği,
Sırça kırılması ve renklerin
En derin kuyusu;
Kadife kıyamet.
Toz, duman kuşatır
Fısıltıları;
Lâcivert hırka,
Kaymak beyazı buğu...
Çekirdeğinde çıldıran şeb,
Yıldızlar açar.
Zemheri nidalar;
Kalın ve soylu...
Lalenin teninden sıyrılır;
Zümrüt, lecest...
Tohum, toprak
Uyanır asil bir aydınlığa.
Sırrını emziren bahçe;
Akar göğün mavi sütü.
Billur bir zemzemin nabız hışırtısı
Mayalar geceyi,
Bir nişan gibi...
Ela gözlü zaman vurur;
Katre sızısı.
Bakışında baldan şölen,
Diriliş düşer ortasına;
Işıktan bir hâle.
Son cemre...
Kıskanıyor pervane.
Parmak uçlarında harlı bir sükût,
Hırçın sızı,
Meczup bir nida...
Suların ortasında üşüyen kule çatırdıyor.
Sonsuzluk bağında
Bir serçe kıyamı;
İpekten soluğun nehri
Akıyor ılık ılık.
Aynı nehirde iki kez can veriyor Herakleitos;
Kızıl yağıyor ak ateş.
Siniyor lotus çiçeği;
Sırladı ufku
Dev bir derya.
Kabuğu soyuldu karanlığın;
Ruhların birleşmesi,
Elest Bezminden
Bir sonsuzluk.
Alnımızda tuzlu yıldız sağanağı,
Baygın parıltı.
Gözlerinde hilal krateri;
Sarp bakışların tayfında kırılan
Lâl cevher...
Venüs,
İsli bir kına,
Nar çatlağından
Susamış nehirler...
5.0
100% (22)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.