6
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
178
Okunma
Birçok şeyin bambaşka olmasını isterdim.
Birçok insanın bir sandalye, bir masa olmasını örneğin.
Konuşup konuşup anlaşılmamak telaşı sarmazdı o vakit içimi.
Dönüp dolaşıp kendi yanılgılarımın çelmesine takılmazdı yüreğim; takılmazdı aklım.
Her şeyimi heyecanla anlattığım sıvasız duvarları evim sandım mesela.
Her “iyi ki varsın” dediğime
“kendine iyi bak” demek zorunda kaldım.
Ne çok kapaklandım yüzü koyu kaldırıma.
Hem de içimin kaldırımına.
En çok içimin kaldırımına.
Bir tek içimin…
İçimde bir sürüsünden koca bir şehir kurdum sanarken,
kendime ait bir kapı numaram bile olmamış meğer.
İkamet ettiğim yer, içim kadar uzak bir yer şimdi.
Onlarla doldurduğum göğüs kafesimde
kendime bir kapı bile bırakmamışım.
Hem en sınırındaymışım içimin,
hem de en içinde.
Kimse de dememiş: “Ya sen, peki sen, hani sen!”
Dedirtmemişimdir muhakkak.
Kimseyi suçlayacak, sorgulayacak hâlim kalmadı.
Saçlarım beyazlıyor çünkü.
Neresi olduğunu bilmediğim bir yerdeyim şimdi.
Sormasın kimse.
Elimde bitmeyen bir dal sigara.
Aklımın ucundan şiirler uçuruyor şaşkın kuşlar.
Rüzgâr uğruyor ara sıra saçlarıma.
Yüzümde güneş konaklıyor.
Parmaklarım, bir romanın sayfalarını aralıklı bir devinimle okşayıp duruyor.
Ben yine bir konak ülkesi.
İnsanlar gitse afetlerin uğradığı.
Çiçekler açsa betonların yükseldiği…
Zelzele kopacak sanki adım atsam.
Suçlanacak, taşlanacak gibi bir korku var bağrımın kıyısında.
Bağrımın kıyısında sayısız mezar taşı.
Bunca ölüyü nasıl doğurdum içimde anlamıyorum.
Bunca duayı, bunca Fatiha’yı hangi ümmete okuttum,
kim helallik verdi ölmüş bu kadar ben’e!
Birçok şeyin bambaşka olmasını isterdim.
Baharların bana da uğramasını mesela.
Nisanın şahdamarından doğmayı.
Bir kara hindibanın sırtında yollara koyulup
dağ yamaçlarında çoğalmayı.
İçimden onu, bunu, şunu değil,
parsel parsel kendimi doğurmayı…
Kırk iki numaralı eşikte de olsa
içimdeki şehirde hatırı sayılır misafir olmayı.
Masaya masa,
sandalyeye sandalye gibi davranmayı.
Sırtımı kollayıp, soğuk duvara yaslamamayı.
Her duvarı evim sanmamayı…
Birçok şeyin bambaşka olmasını isterdim.
Bari kırk iki numaralı evin benim olmasını.
Komşuların eşiğimi aşındırmasını.
İyi günümde yanımda olanların sıvasız duvarımı da onarmasını.
Çıplak penceremi perdeyle örtmesini.
Yere şöylemesine bir kilim atmasını.
Bazı bazı “buradayım” diye kendini hatırlatmasını.
Ne çok şey istiyor insan.
Ne çok şey bekliyor yaslandığı çıplak bir duvardan.
Bundan değil mi ki
hep bekleme deminde ölüyor insan.
5.0
100% (10)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.