6
Yorum
19
Beğeni
5,0
Puan
162
Okunma
Karanlık yollarda kirlendi ak ak ayaklarım.
Ellerime değmeyen günahlar işledim.
Yıkanamadım.
Koşmama izin vermeyen bu dünyada, tökezleyerek ve ayakta tutmaya çalışırken bedenimi, yol aldım.
Düşmeyeyim diye dünyanın yuvarlağından, kimi kez yüzü koyun süründüm.
Süründüğümü herkes gördü.
Kimse bana “düşmezsin, kalk” demedi.
Gözümün içine baka baka, ayaklarının altındaki toprağın kaymasından korkmadan hoplayıp zıpladılar.
Marifetliler sandım.
Ellerimin ne zaman ve nerede kirlendiğini bilmiyorum.
Yeltendiğim her tokalaşma hızla çekilirken ceplere,
elimi gömleğime sürerek arındırmaya çalıştım.
Gelişimi tamamlanmamış bir çocuğa acıyarak bakar gibi baktılar bana.
Aslında böyle başlamamıştı hikayem.
Hatırlıyorum.
Gözlerinin içine bakarak “buradayım” dediğim zamanlarda çok küçüktüm.
O kadar küçüktüm ki, serçe parmak olsam, görünecektim.
Oysa bir serçe parmak bile değildim.
Onlar mı cesur, yoksa ben mi korkağım diye düşünmeden edemiyorum.
Daha içinden çıkamadan onlarca düşüncenin
ve cevabını bulamazken sorularımın,
karıncaların onlara yalvardığını duyuyorum.
İşte tüm dikkatim orada dağılıyor.
Önceleri kaşımı çatar, kolundan tutup çekerdim bir tarafa.
Kahramanı olurdum karıncaların.
Sonra sonra anladım.
Bir karınca kadar değeri yoktu kahramanlığımın.
Plastik kapaklarda suladığım kuşlar geliyor bazen aklıma.
Onlar anlamış mıdır beni?
Gidip arkadaşlarına anlatmışlar mıdır “o bize su verdi, o iyi biri” diye…
Bana göre bir kuşun duası mühim.
Yani mühim birkaç şeyden biri.
Zaman zaman, gelecekle yan yana yürüyorum.
Hep koşuyor, hep!
O koştuğunu sansa da,
aslında yanımda sendeleye sendeleye yürüyor.
Yorgun argın, kemiği derisine batmış.
Gözleri derinlere dalmış.
Saçları zamanda saklanmış.
Tutup sıkı sıkıya sarılasım geliyor.
Bir yere çekip oturtasım, ellerini tutup, dizinde ağlayasım geliyor.
Derdim ne bilmiyorum.
Şefkat mi bekliyorum,
yoksa şefkat mi göstermek istiyorum.
İnsan ne istediğini bilmeyen bir canlı diyorlar.
Aslına bakarsanız,
ben de ne istediğimi bilmediğimden eminim.
Sofradaki ekmek kırıklarını parmağıyla toplayan
ve cüzdanında bereket getirir diye ömrü boyunca bir kuru fasülyeyi saklayan annem…
O biliyor muydu acaba ne istediğini…
Bunu da asla bilemeyeceğim.
Gelecek dedim ya?
İşte tam da ordan devam etmek istiyorum sözlerime.
Kimi zaman geçmişle de yürüyorum yan yana.
İşte o zaman en bilge ben oluyorum.
Nasıl kızıyorum, nasıl!
Ne dövesim, ne sevesim geliyor.
İşte tam da o zaman, merhameti bugünüme ediyorum.
İnsan çocukluğundan ibarettir diyorum.
Biraz acı olacak ama söylemeliyim:
Ne kadar görünmemişsen, o kadar görünmüyorsun.
Bundandır ki karanlık yollarda kirlendi ak ak ayaklarım.
Ve ellerimin değmediği günahlar işledim.
Koşmama izin vermeyen bu dünyada,
yuvarlağından düşmeyeyim diye yüzü koyun ve ağır ağır ilerledim.
Bunca yolu nasıl ettim.
Bu kadar uzağa nasıl geldim bilmiyorum.
Yolda rastlarsanız bana,
ve güzel bir çocukluk uğramışsa hayatınıza,
lütfen, azıcık da olsa bulaştırın yüzüme saçıma.
Belki de birilerinin çocuk sevinçlerini bekliyor temizlenmek için ayaklarım, ellerim.
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.