3
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
143
Okunma
Aralık bir kapının kulpuna bıraktım isteklerimi.
Hâkimi değildim ne gitmenin ne de kalmanın.
Olmakla olmamak arasında didişip duran bir annenin marifetiydim sonuçta.
Fazlası olmayı beceremezdim.
Gözlerimin görmediği ve aklımın almadığı onlarca anlayışın arasından
payıma düşen anlaşmazlıklar vardı.
Hep suçlandım; her adımda, her aldandığımda…
Kirpiklerimin hıçkırıkları yüzümde seğirdi ömrümce.
Ömrümce güzel olduğunu söyleyen herkese inandım.
Güzel şarkılar dinledim.
Güzel kitaplar okudum.
Merdivenleri sevdim.
Kedileri sevdim.
Yürürken adımlarımı saydım.
Güvercinlere bakıp renkleriyle böbürlenip,
Tanrı’nın marifetine hayran kaldım.
Yaşamanın ne güzel bir yer olduğunu söyleyip durdu herkes.
O güzel yere hiç gitmedim.
Belki bir katafalkta doğurmuştu beni annem.
Bir ayinden kalma minicik bir tortuydum sadece.
Habersizce bu devlete itilmiştim belki.
Bu günah, ne olduğu söylenmeden bırakılmıştı boynuma.
Doğduğum anda payıma bir idam seçilmişti.
Günahımın cezasını belki de aynı idamla ödüyordum.
Uzun zaman öncesinde başlamıştı suçluluklarım.
Yolculuklarım, tanışmalarım, utangaç bakışlarım…
Hepsi, hepsi ağır cezalı bu devlet suçlarına bulaşmalarım…
Savunmanın tarafsız bir tarafında, tükürüklerin çiğnediği o karıncaya döndü bedenim.
Onlar değildim.
Kimse değildim.
Kendim… en çok olamadığımdım.
Kâğıt kokusunun başımı döndürdüğü günahlar giyindim.
Oturdum kaldım bir köşe yazısının kıyısında.
Okunmadım.
Anlaşılmadım.
Hiçbir yerde gönlümün serinliğince konaklayamadım.
Oysa her gelen geçene misafirperver bir handım.
İncinmenin kapısında gardiyandım.
Tanıdığım hiç kimseyi eşikten geçirmedim.
Görmekle körlük arasındaki elçiydim.
Doğruyla yanlış arasındaki çizgi…
Gözlerimin görmediğini kimseye söylemedim.
İncinmişlikle beslendim.
Ne kadar görünmezlik varsa,
omuzlarım üşüye üşüye ben giyindim.
Bu kapı ondandır ki yükümü çok taşıdı.
Ellerimin soğuğunu sorsanız, tarifini alamazsınız.
İşte ben, aralık bu kapının kulpuna bıraktım isteklerimi.
Hâkimi değildim ne gitmenin ne de kalmanın.
Olmakla olmamak arasında didişip duran bir annenin marifetiydim sonuçta.
Konuşmakla susmak arasındaki kargaşada tepinip durdum.
Tüketip tüketip kendimi,
görünmezliğimden yeniden doğurdum.
Kırk iki numaralı bu kapıdan yavaş yavaş soğudum.
Devletin etiketi, bunca günahtan…
İnanmazsınız ama ben de yoruldum.
Siz bakmayın yine de benim bu haklı isyanıma.
Ne söylersem söyleyeyim, yok bir ehemmiyeti.
İncinmenin kapısında bekçiydim.
Görmekle körlük arasındaki elçi.
Doğruyla yanlış arasındaki çizgi…
Ne olursa olsun, hepiniz böyle hatırlayın beni.
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.