Bir kalbin ne kadarla dolacağını hiç kimse, hatta şairler bile ölçememişlerdir. (zelda fitzgerald)
Zeynep Perçin
Zeynep Perçin
VİP ÜYE

Yamalı Yara

Yorum

Yamalı Yara

( 8 kişi )

6

Yorum

18

Beğeni

5,0

Puan

124

Okunma

Yamalı Yara


İlk yaramı o evde aldım.
İlk kanamam, şu odada.
İlk ağrım, şu minderde.
Boğazıma dizilen ilk lokma, bu sofrada.
İlk gözyaşım, yün yatakta…

Sonra, sonra hep yaralandım.
Bir daha, bir daha!
Yaralarımı ilkinden sonra saymadım, sayamadım.
Her yeni yarada,
dönüp dolaşıp ilkine ağrıdım.
Kızgınlıklarım da bundandı, küskünlüklerim de.
İnsan bir kere yaralanınca,
artık her yeni yarasında
ilkine acıyormuş canı, anlamadım.
Yaralananlar, büyüdüğünü de fark etmiyor gün geçtikçe.
Ağrımak her yerine dolunca insanın,
Zamanı da, kelebekleri de göremiyor fikrimce.

Ağrırken bir süveter geçiyordu yanımdan; marifetli bir annenin huzurlu ellerinden çıkmış.
Mavi önlüklü bazı çocuklar.
Kolalı yakalarıyla, beyaz çoraplı kızlar…
Ben ağrıyordum.
Utanmaz sokaklardan oyun sesleri yükseliyordu;
Sobadan çatır çıtır yükselirken odunun sesi.
Televizyondaki spiker izleyicileri,
bir yerlerde yaşıyor ve yaşatıyor sanıyordu.
Bu yüzden,
bir yerlerde ağrıyanlardan
haberdar olamıyordu hiç kimse.

Yüksek sesler,
çatık kaşlar
ve kalabalık bir suskunluğa eşlik ediyordu bulgur pilavı.
Hiçbir kaşık, hiçbir tabakla
bilinçli bir ilişki kurmuyor,
Sofra bezine dökülen su
sessizce halının altına gizleniyordu.
Ben yaralanıyordum, sonra ağrıyor.
Bir iğne, durmadan
ve durmaksızın
yamaya döküyordu içini.
Kaldıramıyordu yama.
Yama üzerine,
bir kuma daha ekleniyordu zamanla; yamaya yama yapıyordu iğne.
İğne mi vurdumduymazdı
yoksa yama mı usanmıştı kimse bilmiyordu.
Ben yaralanıyordum.

Kına kokusu, bir tülbente sokuluyordu umarsızca.
Leğenlerde çitilenen tülbent, bırakmıyordu yeşil sabuna rağmen kızıl lekeleri.
Sonra kınalı alınlara dolanıyordu ağrı kesici niyetine.
Sessizlik kulaklarda
teneffüs zili gibi
mütemadiyen çalıp duruyordu.
Bayramlar, o evin eşiğinden içeri
misafirle sızıyor,
yine onlarla çekip gidiyordu.

Bayram harçlıkları, sokaklarda
bayramlıklarıyla koşuşan çocukların ceplerini süslüyordu.
Sabah yedide
koğuş kalk niyetine
bir gümbürtüyle uyanıyordu yaralarım.
Ve tam da o saatlerde başlıyordu ağrıma mesailerim.
Geleneksel hiçbir bitki işe yaramıyordu.
Annesel hiçbir temas…

Pijdonkların kaynadığı çaydanlıklar, eve acı acı kokusunu yayarken öğreniyordum
Karpuzun yata yata büyüdüğünü.
Acı bir çay kokusuna karışıyordu sabahlar; haber bülteni eşliğinde.
“Beni alma onu al” diyen üç beş zeytin ağırlanıyordu zengin sofrada.
Hangisi olduğu belli olmayan biri kurban ediliyordu her sabah; kara kuzular gibi.

Başkalarının günahlarını kıbleye bırakıyordu
itinayla susturulmuş anne.
Tespih tanelerinin arasına
umutlarını sıkıştırıp,
sübhanallah devinimiyle sabitliyordu.
Daha kalabalık doymadan,
Allahtan korkusu olmayan bir babaya
bol etli bir tabak ayırılıyordu
hiç bitmeyen bekleme demlerinde.
Ben ağrıyordum.

Sonra bir elma,
Bir mandalina kokusu alıyordu okka burnumu.
Sandıklarda naftalin…
Yüklüklerin altında soyduğum meyve kasaları gibiydi sandıkların da içi.
Tırnak makası koleksiyonu biraz alıyordu ağrımı.
Çiçekli işlemeleri başımı döndürüyor,
Hayal kurayım diye gerekli ortamı hazırlıyordu.

Geç saatlerde duyulan kuş sesleri,
Demir kapının gümbürtüsüne karışınca
güneşin batışı canıma da batıyordu.
Gecenin bedenime dar gelen bir zaman olduğunu
kimse bilmiyordu.
Sıkışırken kısa kollu gecelerde,
Ağrım birkaç misline çıkıyordu.

Süt kokusuyla buram buram bir koyuna sığınıyordum soluk soluğa.
Göğsünden yüzüme vuran kalp atışlarının ninnisiyle uyuyakalıyordum.
Es kasa başım yastığa düşse,
hüngür hüngür ağlıyordum.
Yün yatağımın kokusunu duymayı
İşte bu yüzden sevmiyordum.
Gözümden akanın canımı acıttığı bir yatakta uyurken,
Yaralarım tarafından yaralanmak hissi
karabasan olup düşüyordu uykularıma.
Ağrıyordum.

Şimdi kimi gece,
ellerimle yokluyorum yastığımı.
“Kulaklarımda zaman zaman duyduğum kalp atışı, o mudur?” Diye sorarken buluyorum kendimi.
Uyanıyorum sonra.
Eski yaralarımdan devam ediyorum ağrımaya.


(Pijdonk: Paryaşa)

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (8)

5.0

100% (8)

Yamalı yara Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Yamalı yara şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Yamalı Yara şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
AHMET ACAR
AHMET ACAR, @ahmetacar
5.3.2026 00:05:59
5 puan verdi
Yazdıran yüreği
Sarf edilen emeği
Çok kıymetli kalemi
Gönülden kutluyorum.
Şiir tadında
Güzel bir akşam diliyorum.

gölgesiz
gölgesiz, @golgesiz
4.3.2026 01:51:05
5 puan verdi
Zaman ilactır derler ya klişe ancak unutturur yaşadıgın sancıları agrıları fragman gibi geçer göz önünden sonra duygusuz olursun umursamaz olursun geçip gider ama o yaranın izi hep kalır orda 🙏🏻
Mehmet DEMİR
Mehmet DEMİR, @mehmetdemir1
3.3.2026 23:00:20
tebrik ediyorum şiiri ve şairini gönlünüze kaleminize sağlık
selam ve saygıyla...
Tüya
Tüya, @tuya
3.3.2026 21:29:56
Ağrısıyla tüyleri ürperten; ağır mı ağı, ürkünç mü ürkünç bir hikaye bu.

Ve dilerim bu bir kurgudur, sevgili Zeynep ve hiçbir çocuk, hiçbir kadın, yara üstüne yara yamalamıyordur böyle...

Sevgiler olsun kederli kalemine,
Selamlar canım.
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
3.3.2026 18:18:26
5 puan verdi
“Yamalı Yara” şiiri, derin bir travmayı ve çocuklukta alınan yaraların hayat boyu süren etkisini yoğun bir şekilde aktarıyor. Yazar, fiziksel ve duygusal yaraları, evin, sofranın, kokuların, seslerin detaylarıyla iç içe örerek okuyucuyu yaşadığı acının içine çekiyor. Yara ve ağrı teması, hem geçmişin gölgesini hem de büyümenin sancılarını simgeliyor; her yeni deneyim eski yarayı hatırlatıyor, iyileşmek mümkün görünmüyor.
Yüreğinize sağlık, güzel bir eser okudum.Tebrik ederim, nice güzel eserlerde görüşmek dileğiyle. Selam ve saygılarımla.
ramazancelik
ramazancelik, @ramazancelik
3.3.2026 18:16:36
İyileşmeyen degil üstü örtülen acılar Zaman her şeyi tedavi etmez; sadece yaranın üzerine yeni yamalar diker. Ve insan, ne kadar büyürse büyüsün, uykusunda hala o "yün yatağın" kokusunda ilk sızısını arar kalemin daim olsun inşallah.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL