İnsan yaratılıştan iyidir. kötülüğe yönelişi, dış etkilerdendir. lu wang
Zeynep Perçin
Zeynep Perçin
VİP ÜYE

Kırma Çayımın Kalbini

Yorum

Kırma Çayımın Kalbini

( 6 kişi )

2

Yorum

12

Beğeni

5,0

Puan

247

Okunma

Kırma Çayımın Kalbini


Gözlerim yollarda.
Gel kırma çayımın kalbini; Sokak lambasının,
kapımın kulpunun...
Musluğa küsmüş suyun
kırma kalbini gel.
Bu kasaba, bu şehir rezil.
İnsansızlık kalabalıkta boğuluyor.
Eller var saçlarımda gezinen.
Eller çalı çırpı,
Eller vurdum duymaz.
Eller, eller…
Her bir teli yabancı yüzler şimdi saçımın.
Her bir yanı yabancı küskünlükler.
Hızla soğuyor havalar.
Daha yazdan,
daha geçen zamandan üşüyor yavru kuşlar.
Gel kırma çayımın kalbini.

Kedilerin üşüyen burunlarına üzülmekten
helak oldu içimdeki derviş.
Ağaçların dökülen saçlarıyla doldu şimdi eşiğim.
Pencerem kargalara yuva...
pencerem uzaklara açılan muamma bir kapı.
Gelen eksildi dünyadan.
Gelen eksildi ama gitmekte hep kalanın gözü.
Kefir kokulu vakitler birikiyor düşlerimde.
Kulpuna küsmüş kupaların
alamıyorum gönlünü bu kısır döngüde.
Gel kırma çayımın kalbini.

Çocuk parkları günden güne ıssız.
Günden güne ıssız içimdeki şehir özentisi gülüşüm.
Toprak, ölüm doğuruyor sanki karnından.
Alamıyorum yeni bir doğumun kokusunu.
Oteller hırla doluyor eşikler ıssızlaştığından bu yana.
Bavul dolusu yalnızlık ve ıssızlık sürüklüyor herkes tekerlekler üzerinde.
Sırtında bir kambur, palto ceplerinde kimsesizlik…
insanlar, vitrin yansımasında arıyor aslını.
Aslındalarla başlayan cümlelerde bile bulamıyor artık anlatmak istediğini.

Yine de bir yerlerinde dünyanın,
birileri,
tavşan kanı bir çay demliyor; birilerini beklemenin demine karıştırarak telaşını.
Kimsenin kimseden haberi yok sanki.
Öyle bir umarsızlık demleniyor kuru çay taneleriyle aynı çaydanlıkta.
İnsanın tenhalığı başıma vuruyor.
Sonra korna sesi.
Sonra tren düdüğü.
Susmuş kapı gıcırtısı sonra.
Okunmayı beklerken tozlanan onlarca kitap.
Düşen uçaklar, rayların üzerinde son bulan canlar…

Aklımın duvarları inceldi.
Bundan eminim.
Başka türlüsü mümkün değil.
Bu sıkışan zihnimi,
Bu ağrıyan başımı nasıl açıklarım yoksa.

Lobide bekliyorum seni.
Odaları doldu çünkü aklımın.
Koridorlarda çarpışan
Ve birbirinden bihaber onca düşünce arasından sıyrılıp;
Dağınıklığına aldırmadan,
Renkli bir minder üzerinde kuracağım bağdaşımı.
Gelmezsin.
Gelmez.
Belki gelmezler.
Zaten gelmesinler.
İstersen sen de gelme.
Ama yinede kırma,
Kırma çayımın kalbini.




Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (6)

5.0

100% (6)

Kırma çayımın kalbini Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Kırma çayımın kalbini şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Kırma Çayımın Kalbini şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Kul Yorgun
Kul Yorgun, @kulyorgun
28.2.2026 18:18:22
5 puan verdi
Sevgili Zeynep “Kırma Çayımın Kalbini"şiiri, edebiyat defterinin en içten, en yorgun ve en naif sayfalarından biri gibi duruyor. Bu şiir, sanki bir kış akşamı sobanın başında, elinde soğumaya yüz tutmuş bir bardak çayla yazılmış; her dizesi buhar gibi yükselip insanın boğazına düğümleniyor.

Şiirin omurgası o nakaratvari yalvarış: “Gel kırma çayımın kalbini.”
Çay burada sadece bir içecek değil; bekleyişin, sadakatin, küçücük ritüellerle ayakta tutulan bir hayatın sembolü. Musluğa küsen su, kulpuna küsen kupa, kedilerin üşüyen burnu, dökülen ağaç saçları, ıssız çocuk parkları… Hepsi aynı acıyı paylaşıyor: terk edilmişlik, dokunulmamışlık, soğuma. Şair, eşyaya, hayvana, mevsime, hatta dünyaya bile bir kalp atfediyor; çünkü insan kalbi kırıldıkça her şey kırılır gibi hissediyor.

Bu metin, modern yalnızlığın en çıplak hâli.
“İnsansızlık kalabalıkta boğuluyor” cümlesi, şiirin en keskin bıçağı. Kalabalık var ama temas yok. Eller var ama saçlarda gezinen eller yabancı. Bavullar tekerlekli yalnızlık dolu, vitrinlerde yansıyan yüzler bile kendilerini tanıyamıyor. Ve bütün bu ıssızlığın ortasında, hâlâ bir yerlerde “tavşan kanı bir çay demleyen” birileri var. O umut kırıntısı, şiiri umutsuz bir ağıttan çıkarıp insani bir yakarışa dönüştürüyor.

Dervişin kedilere üzülmekten helak olması, akıl duvarlarının incelmesi, lobide bekleyiş… Bunlar öyle samimi ki, okurken utanılacak kadar yakın geliyor insana. Şair kendini saklamıyor; dağınık mindere bağdaş kuracak kadar çıplak bırakıyor ruhunu. “Gelmezsin. Gelmez. Belki gelmezler. Zaten gelmesinler. İstersen sen de gelme.” dedikten sonra bile “Ama yine de kırma…” diye devam edebilmek, şiirin en büyük zaferi bence. Çünkü kırılmayı göze almış bir kalp, hâlâ sevebiliyor demektir.

Sevgili bZeynep burada, sanki çağımızın en ağır yükünü umursanmama acısını alıp en hafif, en günlük nesnelerle (çay, kupa, sokak lambası, serçe) anlatmayı başarıyor. Bu, büyük laflara kaçmadan derinleşen bir şiir; Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “ Saatleri Ayarlama Enstitüsü”ndeki o küçücük detaylarda saklı hüznü hatırlatıyor, ama daha yalın, daha güncel, daha bizim.

Edebiyat defterine not düşüyorum:
Bu şiir, kırılacak en son şeyin bile kırıldığını fark ettiğimiz anda okunmalı.
Ve okunduktan sonra, hemen bir çay demlemeli.
Belki biri gelir.
Belki gelmez.
Ama en azından çayının kalbi kırılmamış olur.

Ellerin ısınsın, çayının buharı yüzüne değsin Sevgili Zeynep
Ve o beklenen gelsin… ya da gelmesin;
Sen yine de kalbinin en güzel yerini koru.
Yüreğin çağlayanlar gibi aksın kalemin varolsun.
🙏☕✍️✍️
rasay
rasay, @rasay
28.2.2026 18:09:16
Şiir pastoral yönüyle derin, imge yönüyle harika... İntak yönüyle mükemmel.
Kalem ve kelamınız daim olsun. Rabbim sevdikleriniz ile bir hayat yaşamayı nasip etsin. Saygılar sunarım.

İNTAK (KONUŞTURMA) SANATI
Cansız varlıkların ve insan dışındaki canlıları şahsiyet kazandırıp onları konuşturmaya intak denir.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL