6
Yorum
18
Beğeni
5,0
Puan
248
Okunma

Toprak uyanmadan, rüya bitmeden...
Yahşi gecenin
Mayıs çiçeğine sarınmış bade’m uykusu
Abanoz bir vaktin mahzeninde saklı her nefes,
Bir tül ağrısı tepelerin, kulelerin ki
dalgalanıyor ince ince ayyâr
Tefinde bir nâr gürültüsü
Parmaklarımda zaza türküsü
o parlak katalin
bileğimin çemberi
Yol seyyah
Yollar en sevgili
Her adımda ufka çekilen bir aşk sancağı,
kuş uçurtmalı şehrin diline,
Kavrulur sular..
Yalın bir bahar ziynetini taşır ayakların
Otağında kor çatlağı bir kızıl
Nabzında üzümlü bir menekşe
Düş konduların dem ırmaklarına duvak,
sallanan eşiklerin yel atları
Şiirin alnında bakır harflerle parlayan güller
Karanlığın közleşmiş ağzında
mühürlü bir silüet
Hay...
Kanatlanır tuz çöllerinde
Gökyüzü kendini büyütürken
Kaderin usturlabı dönerken kalbimde;
Safir bir sarnıçta ellerimin dansı
Kekik kokulu bir morun kırbacı inerken yaylalara,
Zifiri bir inci gibi büyür içimde giz.
Külün altında saklı o zümrüt vadi,
Bir sırrı fısıldar Kenan şarabı tadında.
Kınalı duvarların yosun tutmuş sessizliğinde,
Zaman bir lâl salkımı
sızar toprağın gümüş kuyusuna.
Saatler o kadar yakın,
işaret rüya yataklarından...
Sarmaşığın damarlarından
kadife odalara sızan k’an;
İbrani bir nakışın iğne ucunda saklı
o derunî nehir ve
Motif motif basamaklarda
soluk bir dudak:
Gurbetin teninde genişleyen,
sırılsıklam bir kavuşma.
sırılsıklam...
5.0
100% (9)