11
Yorum
35
Beğeni
4,9
Puan
463
Okunma

Bir A’râf sakiniydim yıldızların nefretle attığı,
zamanın nârin camında asılı kalmıştım, Aysima.
Tenimde mihrin küle dönük niyazı
bir Zühre mızrağı gibi
an’a saplanmış bakışların.
Kaç seher, kim bilir kaç canhıraş zelzele,
kaç lâl sızı geçtim adından.
Gökten devşirilmiş
zifirî bir sükût gibi indim içime,
yüreğin içindeki ayazla aşkı,
yıkılmış bir rüyanın çöl fısıltısıyla sordum.
Adım
ıssız uçurumun göğsünde mahsur,
kendi kuyusuna düşen bir sarsıntı,
bir kırık sunağın mihrabı tut ki,
menzil olsun küf kokulu karanlığıma.
Bakışın, kanımın sırtında
hiçliğe inen bir gürz gibiydi
Neyleyim, ey Aysima,
vuslat dedikleri,
gurbet kokan bir fermanın
çözülen mührü kadar şimşek,
bir uçurum kadar yitik.
Kâinatın damarında titreşen bir nefestin.
Gel dedin
ama menzil aşılmadı,
ne rüzgâr geldi
ne sen…
Buzdan harflerle yazıldım suretine,
Adem’den devrilme siyah bir toz kaldı geriye
o da hâlâ,
ölü bir yıldızın soğuk mıknatısı,
yüreğime takılı sonsuz bir yemin.
5.0
95% (18)
4.0
5% (1)