4
Yorum
30
Beğeni
5,0
Puan
446
Okunma

Tûli bir sükût çöktü vaktin omurgasına,
Ay, gümüş bir tîğ gibi yırttı suyun uykusunu.
Denge; münzevi bir mizan
Işıkla gölge arasında gerilen
dilsiz, ince köprü.
Bir mâva,
Erguvanî bir nârın ve
kızıl güllerin ardında sırrolmuş;
Her şafakzede gurbet
her mısra biraz daha zemheri,
Bir nefes daha derin.
Hava suya bir peçe verdi efsunî şafakta
Bir dem dal rüzgârın avucunda
Nehir yer ile gök arasında safir bir mîsâk
Dalga dalga sonsuzluğu taşıdı
ayn-ı derya kalbime
Nergisler eğildi o sırrın eşiğine
Bir su kandili bî-günah aralandı
Her şey bir hicreti ruhun
her şey bir başlangıç
Sonsuzluğun provası
dilsiz rüya
Gök çivisi ışık köklü
ezelî bir yazgı
Gecenin kapısında ney
uzak bir şehri üfledi
Teli dehri bir ses düğümü
Bir hasadı...
Bir sızma
Toprağın damarı suyun sabrı
Yıkılan barajlar, korku
Parlayan hedef;
bir el izi bir ten...
Bir gece çırası davet etti zulmeti sofraya
Kalem kuyusu siyah bir fener
Sükûtun ufkunda düş tohumu
Kanatlandı kelimeler
taze bir nefesle
Kıyı uykusu görünmeyen sahil,
Dalgalar bizi bir ayna gibi bıraktı bize:
Her şey oldu yerde,
olduğu gibi.
5.0
100% (10)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.