0
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
130
Okunma
İmkânsızı sevdiysen, onun adını yüksek sesle söyleyemezsin.
Söylesen gerçek olur, gerçek olursa da daha çok can yakar diye korkarsın.
Bu yüzden susarsın… Sessizliğin içinde büyür sevdan. Kimsenin bilmediği, kimsenin dokunamadığı bir yerde yaşar.
Merak edersin ama soramazsın.
“İyi mi?” diyecek kadar yakın, “beni özledin mi?” diyecek kadar uzak değilsindir.
Her cevabın canını daha çok yakacağını bilirsin, bu yüzden soruları içinde biriktirirsin.
Merak, boğazına düğümlenir; yutamazsın, çıkaramazsın.
Aramak istersin ama arayamazsın.
Bir tuş kadar mesafe vardır aranızda ama o mesafe koca bir hayat kadar ağırdır.
Ararsan zayıf olursun, ararsan kendinden vazgeçmiş olursun sanırsın.
Oysa vazgeçtiğin tek şey, kendi suskunluğundur… ama cesaret edemezsin.
İçin gider ona.
Bir şarkıda, bir sokakta, gecenin en sessiz yerinde için hep ona gider.
Gözlerin dalar, aklın kayar, kalbin yerinden sökülür gibi olur.
Ama sen gidemezsin.
Çünkü imkânsızlık sadece mesafe değildir; bazen kaderdir, bazen şarttır, bazen de geri dönülmez bir “olmaz”dır.
İmkânsızı sevmek, sevmekten çok katlanmaktır.
Kavuşmayı değil, yokluğa alışmayı öğrenirsin.
Mutlu hayaller kurmazsın; sadece acının daha az can yaktığı anları beklersin.
Herkes geçer, o kalır. Her şey değişir, o değişmez.
Ve en acısı da şudur:
İmkânsızı sevdiysen, kimseye “neden böyleyim” diye anlatamazsın.
Çünkü anlatmak, onu biraz daha gerçek kılar.
Sen ise onun, sadece kalbinde yaşayabilmesine razısındır…
Gidemesen de, söyleyemesene de, arayamasan da
içinde ona giden bir yol hep açık kalır.
İmkânsızı sevdiysen, bu hikâyenin sonu kavuşmak olmaz.
Sonu; susarak sevmek, uzaktan yanmak, kendinle yetinmeyi öğrenmek olur.
Kimse bilmez, kimse görmez ama sen her gece biraz daha eksilirsin.
Gidemediğin yere kalbini bırakırsın, dönemezsin…
Çünkü bazı sevdalar yaşanmaz, sadece taşınır.
Ve sen taşımaya devam edersin…
Kimse fark etmez omzundaki yükü, çünkü gülüşün yerindedir, sesin sakindir.
Oysa içinde, her gün biraz daha ağırlaşan bir yokluk büyür.
Alışırsın sanırlar; oysa alışmak değildir bu, sadece dayanmayı öğrenmektir.
Zaman geçer derler.
Geçer belki ama eksiltmeden değil.
Her geçen gün, ona söyleyemediğin cümleler birikir içinde.
Bir “özledim” yer bulamaz, bir “gel” boğazında kalır.
Kalbin, suskunluğunla yorulur.
Bazen kendine kızarsın.
“Bu kadar sevilir mi?” dersin.
Ama sevmişsindir bir kere; ölçüsüz, hesapsız, imkânsızlığı bile bile.
Akıl vazgeç der, kalp susmaz.
Kalp, susmayı bile onunla öğrenmiştir.
Ve bir gün anlarsın…
İmkânsızı sevmek, karşılıksız kalmak değildir sadece.
Kendinden vazgeçmeden, bir başkasını içinde yaşatabilmektir.
Gidemesen de, tutamasan da, adını anamasan da
o, senin en derin yerinde kalır.
Sonra hayat devam eder.
Sen devam edersin.
Ama bazı geceler vardır ki, herkes uyurken
sen içinden sessizce ona gidersin…
Kimsenin bilmediği, kimsenin engel olamadığı bir yerde.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.