1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
53
Okunma
Bir gün ölürsem…
Öyle sessiz gitmem ben…
Arkamda yarım kalmış hayaller, susturulmuş çığlıklar ve kimsenin bilmediği acılar bırakırım.
Bir mezar taşı değil sadece…
Bir ömürlük kırgınlık dikilir toprağıma.
Ben öldüğüm gün belki herkes “güçlüydü” der…
Ama kimse geceleri yastığa başımı koyunca içimde kopan fırtınaları bilmez.
Kimse “iyiyim” derken nasıl parça parça dağıldığımı görmez.
Çünkü bazı insanlar ağlamayı bile sessiz öğrenir.
Eğer bir gün ölürsem…
Arkamdan ağlamayın.
Ben en çok yaşarken yoruldum zaten.
Birinin omzunda değil, kendi içimde tükendim ben.
Herkesi mutlu etmeye çalışırken kendimi mezara hazırladım belki de.
Bir gün bir şarkıda sesimi duyarsınız…
Bir sokakta gölgeme rastlarsınız…
Ama geri dönemem.
Çünkü bazı gidişler küslükten değil, dayanamayacak kadar kırılmaktan olur.
Bilin ki…
Ben ölürsem sadece bir insan gitmez.
İçinde sevgiye rağmen kaybedilmiş koskoca bir dünya gömülür toprağa.
Sonra…
Toprağın üstüne attığınız her avuçta, biraz daha susarım ben.
Çünkü bazı insanların sesi ölünce değil…
Yaşarken duyulmaz.
Belki mezarıma gelip “kıymetliydi” dersiniz…
Ama insan en çok, kıymeti geç anlaşıldığında kırılır.
Ben sevilmedim demiyorum…
Ama hep eksik sevildim.
Hep yarım bırakıldım.
Tam sarılacakken itilen, tam gülecekken susturulan biri oldum.
Eğer bir gün ölürsem…
Ardımda bıraktığım hiçbir şey tamamlanmayacak.
Çünkü bazı insanların gidişi bir eşyayı değil, bir devri eksiltir hayattan.
Ben gidersem;
Bir annenin duası yarım kalır,
Bir çocuğun içi üşür,
Bir sevdanın dili tutulur.
En acısı ne biliyor musunuz…
Ben öldükten sonra herkes beni anlayacak.
Ama işte insanın canını en çok da bu yakıyor;
Yaşarken sarılmayan ellerin, mezarda çiçek bırakması…
Bir gün ölürsem…
Gökyüzüne bakın.
Belki bir yıldız eksik parlar o gece.
Çünkü ben bu dünyadan giderken,
İçimde kimseye anlatamadığım koca bir karanlığı da götürmüş olacağım.
Belki de ardından en çok sessizlik çökecek…
Çünkü ben gidersem, içimde yıllardır susturduğum bütün çığlıklar da benimle gömülecek.
Kimsenin bilmediği savaşlar verdim ben.
Gülerken bile içim kanıyordu benim.
Ama insan bazen en derin yarasını, en güzel tebessümün arkasına saklıyor.
Eğer bir gün ölürsem…
“Keşke” demeyin arkamdan.
Çünkü bir insanı yaşarken anlayamayıp, öldükten sonra özlemek sadece vicdanın geç kalmış sesidir.
Ben çok kırıldım…
Hem de kimseye belli etmeden.
Her “iyiyim” dediğimde biraz daha öldüm aslında.
Her gece gözlerimi tavana dikip, içimde kopan fırtınaları susturmaya çalıştım.
Kimse duymadı.
Kimse gerçekten “ne oldu sana” diye bakmadı gözlerime.
Bir gün ölürsem…
Beni toprağa değil, yorgunluğa gömmüş olacaklar.
Çünkü insan bazen acıdan değil…
Sürekli güçlü kalmaktan tükeniyor.
Bir mezar taşım olursa…
Üstüne uzun yazılar yazmayın.
Sadece şunu bırakın:
“Çok savaştı…
Ama en sonunda kendi sessizliğine yenildi…”
Sonra bir gün adımı duyunca içiniz sızlayacak belki…
Bir fotoğrafım çıkacak karşınıza ansızın,
Siz o an anlayacaksınız;
bazı insanlar gittikten sonra değil,
eksikliği her yere sindikten sonra özlenir.
Eğer bir gün ölürsem…
Benim için ağıt yakmayın.
Çünkü ben bu hayatın içinde zaten her gün biraz biraz öldüm.
Birinin yokluğunda…
Birinin susuşunda…
Birinin değişip yabancı oluşunda…
İnsan en çok neye kırılıyor biliyor musunuz?
Yerini başkası aldığı için değil…
Bir zamanlar “asla bırakmam” diyenin ilk vazgeçen olması yüzünden…
Ben çok şey kaybettim.
Ama en sonunda kendimi kaybettim insanların içinde.
Herkese yetişmeye çalışırken,
kendi yarama geç kaldım.
Bir gün ölürsem…
Belki toprağım soğur zamanla ama
içimde yarım kalan şeyler kolay kolay susmaz.
Çünkü bazı vedalar mezarda bitmez.
Bazı acılar ölünce bile devam eder.
Olur da bir gece beni hatırlarsanız…
Başınızı göğe kaldırın.
Belki ben bir yıldız olup değil de,
yarım kalmış bir duanın içinde geçerim aklınızdan.
Çünkü ben bu dünyadan sessiz giderim belki…
Ama ardımda,
kimsenin toparlayamayacağı kadar büyük bir kırgınlık bırakırım…
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.