0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
23
Okunma
Güneş yarın doğmayacak sanki…
Çünkü içimde bütün sabahlar öldü artık.
Bir zamanlar umut diye açan ne varsa,
gecenin en karanlık yerine gömüldü.
Ben artık sabahı değil,
gecenin susturamadığı acıları sayıyorum.
Bir insan düşün…
Gözlerini kapatsa yangın, açsa yokluk gören…
Nefes alsa eksilen, sustukça içinden kanayan…
Kimse anlamıyor;
bazı ayrılıklar mezar taşından ağırdır.
Bazı gidişler toprağa değil,
insanın kalbine gömülür.
İşte ben o gömülüşün altında kaldım.
Şimdi biri bana “yarın” dese gülemiyorum.
Çünkü benim yarınım sensiz başladıktan sonra
takvimlerin hiçbir anlamı kalmadı.
Saatler dönüyor belki ama zaman yürümüyor artık.
Sen gittin…
Ben olduğum yerde ölü gibi kaldım.
Gökyüzü bile yüzüme bakmıyor bu gece.
Ay susmuş… yıldızlar küsmüş sanki.
Çünkü bazı acılar vardır;
göğe bile ağır gelir.
İnan…
Güneş yarın doğsa bile,
benim içime bir daha sabah olmayacak…
Çünkü bazı insanlar giderken
yanında sadece kendini götürmez…
Bir ömrü de söküp alır içinden.
Ben senden sonra aynaya baktığımda
kendimi değil,
yarım kalmış bir hayatı görüyorum artık.
Öyle yoruldum ki…
Ne kavga edecek gücüm kaldı,
ne de toparlanacak hâlim.
İnsan en çok da
“iyiymiş gibi” yaparken tükeniyormuş meğer.
Gülüyorum bazen…
Ama bil ki o gülüşlerin altında
enkaz var.
Bir zamanlar sesinle iyileşen bu kalp,
şimdi adını duyunca bile sızlıyor.
Ben hâlâ
gecenin bir vakti kapı çalacak sanıyorum…
Sen dönecekmişsin gibi bekliyorum.
Ama bazı bekleyişler vardır;
insanı diri diri mezara çevirir.
Kim bilir…
Belki de bu yüzden bu kadar karanlık içim.
Çünkü sen giderken
ışığı da yanında götürdün.
Şimdi hangi sabah doğarsa doğsun,
hangi güneş göğe çıkarsa çıksın…
Benim gecem bitmiyor.
Bir insanın içi bu kadar sessiz yanar mı?
Yanıyormuş…
Kimse duymadan,
kimse görmeden kül oluyormuş insan.
Ben artık anladım…
Bazı vedalar “elveda” değildir.
Bazıları insanın ömrüne verilmiş
ömür boyu bir cezadır.
Bu cezanın affı yokmuş meğer…
Gecesi uzun, sabahı eksik,
nefesi bile yarım kalıyormuş insanın.
Ben senden sonra yaşamayı değil,
sadece ayakta kalmayı öğrendim.
Öyle bir boşluk bıraktın ki içimde…
Ne gelen doldurabiliyor,
ne zaman kapatabiliyor.
Herkes “geçer” dedi,
kimse insanın bazı acılarla yaşlandığını bilmiyordu.
Çünkü bazı yaralar kapanmaz…
Sadece insan susmayı öğrenir.
Şimdi geceleri başımı yastığa koyunca
en çok kendime üzülüyorum.
Bu kadar seven bir kalbin
bu kadar kırılmayı hak etmediğini düşünüyorum.
Ama hayat işte…
En temiz duyguları bile
acıyla sınamayı seviyor.
Ben hâlâ içimden sana konuşuyorum…
Duymayacağını bile bile.
Çünkü insan bazen
gitmiş birine değil,
onda kalan kendine ağlıyor.
Bir gün olur da yolun buralara düşerse,
belki beni yine aynı yerde bulursun…
Kalabalığın içinde sessizleşmiş,
gözlerinin içi yorulmuş bir hâlde.
Çünkü bazı insanlar yaşamaz artık…
Sadece kalbi attığı için nefes alır.
Şimdi anlıyorum…
Güneş neden yarın doğmayacakmış gibi geliyor bana.
Çünkü sen gidince
benim gökyüzüm karardı.
Ve insanın içindeki gökyüzü söndü mü…
dünyanın bütün sabahları anlamsız kalıyor.
Bir zaman sonra insan
acıya bile alışmıyor aslında…
Sadece içindeki çığlığı sessiz taşımayı öğreniyor.
Ben de öyle yaptım.
Kimse duymasın diye sustum,
kimse görmesin diye geceleri karanlığa saklandım.
Ama insan en çok da
içine attıklarıyla parçalanıyormuş.
Şimdi biri bana “iyi misin?” diye sorduğunda
cevap veremiyorum.
Çünkü iyi olmak neydi,
onu bile unuttum artık.
Sen gittikten sonra
mevsimler değişti belki ama
ben hep aynı gecede kaldım.
Bir yanım hâlâ seni bekliyor…
Diğer yanım gelmeyeceğini bile bile tükeniyor.
İşte insanı öldüren de bu oluyor zaten;
umutla yokluğun aynı kalpte yaşaması.
Öyle özledim ki…
Bir sesini duysam ağlayacağım.
Bir kez “buradayım” desen
bütün kırıklarımı toplayacağım sanki.
Ama hayat masal değil işte…
Bazı mucizeler sadece insanın hayalinde kalıyor.
Ben artık şunu biliyorum;
bir insanı en çok ölüm değil,
yarım kalan hayaller yoruyor.
Birlikte kurulup da yaşanamayan yarınlar…
İnsanın içine paslı bir bıçak gibi saplanıyor.
Bu yüzden geceleri göğe bakamıyorum artık.
Çünkü her yıldız bana seni hatırlatıyor.
Her sabah içime biraz daha batıyor.
Her yeni gün,
sensizliğin hiç geçmeyeceğini yüzüme vuruyor.
Belki bir gün gerçekten güneş doğmayacak…
Ama ondan önce
benim içimdeki son umut sönecek.
İşte o zaman anlayacak herkes;
bir insan sessizce de ölebiliyormuş…
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.