3
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
132
Okunma
Bugün bayram oğlum…
Ama benim içime hiçbir bayram doğmuyor artık.
Herkes sabaha umutla uyandı, ben ise gece hiç bitmesin istedim. Çünkü sabah demek… sensizliğin bir gün daha yüzüme vurulması demekti.
Gözüm her yerde seni aradı bugün…
Bir çocuğun gülüşünde…
Bir annenin elinden tutan küçücük parmakta…
Bir kapı önünde koşan ayak sesinde…
Ben hep seni gördüm, sonra dönüp yokluğuna çarptım oğlum.
İnsan derin bir acıyla da nefes alabiliyormuş meğer…
Ama yaşamak denmez buna.
Ben sen gideli sadece ayakta duran bir gölge oldum annem.
Çünkü bir annenin bayramı evladının sesiyle başlarmış…
Benim evim artık sessizlik kadar yetim.
Bugün herkes “iyi bayramlar” dedi bana…
Ben içimden sadece seni çağırdım.
“Bir kere daha gel oğlum…” dedim.
“Bir kere daha anne de…”
Bil ki ben hâlâ senin bıraktığın yerdeyim.
Saçını okşayamadığım her gün biraz daha eksiliyorum bu hayattan.
Herkes bayramı kutlarken ben,
mezar taşına sarılacak kadar annesiz kaldım evladımın yokluğunda…
Bugün bayram oğlum…
Ben yine içimde koca bir mezarlıkla oturuyorum.
Herkes sevdiklerine kavuşurken ben toprağa emanet ettiğim yavrumun yolunu gözlüyorum.
Ne kapı çalıyor artık bana senin sesinle…
Ne de “anne” diye koşan bir nefes kalıyor bu evde.
Sen gideli bayramlar takvimde kaldı sadece.
Ne şekerin tadı var dilimde…
Ne yeni bir sabahın heyecanı…
Çünkü ben en güzel bayramımı toprağa verdim oğlum.
Bugün sofralar kuruldu…
Ben senin boş kalan yerini seyrettim uzun uzun.
Sanki birazdan gelip oturacaksın sandım.
Bir tabak fazla koyasım geldi yine…
Sonra aklıma yokluğun düştü.
Bir annenin yüreği işte…
Evladı ölse bile onu sofradan kaldırmaya kıyamıyor.
Biliyor musun annem…
Ben artık geceleri değil, sabahları ağlıyorum en çok.
Çünkü insan uyandığı an anlıyor kaybını.
Bir saniyelik umutla gözünü açıp sonra gerçeğe düşüyor insan.
Ben her sabah seni yeniden kaybediyorum oğlum…
Bugün mezarına gelsem, başını dizime koyup saatlerce sussam…
Belki yine doymam sana.
Çünkü özlemek dediğin şey geçmiyor evlat.
Sadece insanın içine kök salıyor.
Ben içimde büyüttüğüm bu acıyla her gün biraz daha sana gidiyorum…
Öyle çok yoruldum ki oğlum…
İnsanlara güçlü görünmekten, “iyiyim” yalanını söylemekten, içimde kopan kıyameti sessiz yaşamaktan yoruldum.
Çünkü kimse bir annenin evladıyla birlikte toprağa gömüldüğünü bilmiyor.
Onlar sadece seni kaybettim sanıyor…
Oysa ben seni değil, kendimi de mezarına bıraktım annem.
Bayram sabahı herkes birbirine sarılırken ben yastığına sarıldım bugün.
Kokun kaldı mı diye defalarca çektim içime.
Bir insanın canı bir kokusu olmadan
Yaşamak çok zor annem..
Bir insanın canı bir kokuya bu kadar mı tutunur oğlum…
Senin kokun geçmesin diye bazı eşyalarına dokunamıyorum ben.
Sanki kaldırırsam tamamen gideceksin bu dünyadan.
O yüzden odanı susturmuyorum…
Yokluğunu kabul edersem kalbim de duracakmış gibi geliyor.
Biliyor musun annem…
Ben artık kalabalıklardan korkuyorum.
Çünkü herkesin yanında daha çok eksik hissediyorum seni.
Bir çocuk “anne” diye seslendiğinde içimden bir şey kopuyor.
Ben dönüp bakıyorum hâlâ…
Sanki o sesin sahibi senmişsin gibi.
İnsan evladını toprağa verince zaman ilerlemiyor oğlum.
Saatler çalışıyor belki ama annenin içi hep aynı yerde kalıyor.
Ben hâlâ seni son gördüğüm gündeyim.
Hâlâ “belki bir mucize olur” diye bekleyen o çaresiz anneyim.
Geceleri…
Herkes uyuyunca sessizce seninle konuşuyorum ben.
Fotoğrafına bakıp anlatıyorum içimde kalanları.
“Bugün de seni çok özledim oğlum” diyorum.
“Bugün de sensiz yaşayamadım…”
Bir gün bu dünya da bitecek biliyorum.
İşte o gün hiçbir şey istemeyeceğim Rabbimden…
Sadece seni.
Bir kere daha saçını okşayabilmeyi…
Bir kere daha “anne” deyişini duymayı…
Çünkü cennetin adı bazen bir evladın sesi olurmuş meğer…
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.