0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
24
Okunma
Sana kalbimi verdim…
Bir ömür taşıdığım sevgiyi avuçlarına bıraktım.
Kırarsın diye korkarak değil,
“belki bir gün değer bilir” diye severek verdim.
Sana sevgimi verdim…
Geceyi, uykusuzluğu, sabrı, beklemeyi verdim.
Bir mesajına dünyaları sığdırdım ben.
Sesini duyunca içimde baharlar açıyordu,
sen ise en güzel duygularımı bile sıradan gördün.
“Canım” deseydin…
Hiç düşünmeden canımı da koyardım önüne.
Çünkü ben sevmeyi yarım bilmedim.
Ya hep dedim ya hiç.
Senin için kendimden vazgeçtim ama
sen yine dönüp “yetmedi” dedin.
Ne kadar sevdiysem eksik sayıldı,
ne kadar sustuysam suç oldum.
Oysa insan biraz bakınca görürdü;
ben bir heves değil,
ömürlük bir sadakat bırakmıştım yüreğine.
Ama bazı insanlar…
Kendilerine canını verenin kıymetini,
onu kaybedince anlıyor.
Ve işte en ağır yara da bu oluyor;
yetmeyen sevgim değilmiş…
yetmeyen, senin vicdanınmış.
Şimdi dönüp arkama bakıyorum da…
Ben seni severken kendimi yavaş yavaş tüketmişim.
Bir mum gibi erimişim gecelerin içinde.
Sen bir kez mutlu ol diye,
ben içimde kaç fırtınayı susturmuşum meğer.
Yorgundum…
Ama belli etmedim.
Kırılmıştım…
Ama ses etmedim.
Çünkü sevgiyi savaş gibi değil,
dua gibi taşıdım yüreğimde.
Sen ise en çok seveni yordun.
En çok bekleyeni unuttun.
En çok yanında kalanı yalnız bıraktın.
Şimdi anlıyorum…
Bazı insanlar sevilmeyi ister ama
seveni taşıyacak bir kalbe sahip değildir.
Bu yüzden ne verirsen ver eksik kalır.
Kalbini verirsin yetmez…
Ömrünü verirsin yetmez…
Canını verirsin yine dönüp giderler.
Ve insan bir yerden sonra şunu öğreniyor:
Sevgi herkese emanet edilmiyormuş.
Çünkü bazı eller çiçek taşımıyor,
bazı yürekler de sevgiyi büyütemiyormuş.
Ben seni gerçekten sevdim…
Öyle geçip giden bir heves gibi değil.
İçime işlemiş bir yara gibi,
ömrüme kazınmış bir kader gibi sevdim.
Ama demek ki bazen
en büyük aşk bile yanlış kalpte kayboluyormuş…
Şimdi içimde koca bir sessizlik var…
Ne bağırabiliyorum ne de tamamen susabiliyorum.
Çünkü insan en çok,
kıymet bilmeyen birine verdiği emek için yanıyor.
Ben sana bir “seviyorum” demedim sadece…
Ben sana ömrümden parçalar verdim.
Birlikte kurulacak hayaller verdim.
Adını dualarıma kattım,
gözümden sakındım seni.
Sen bilmedin…
Belki de hiç bilmek istemedin.
Oysa ben,
sen üzülme diye kendi içimde ağlamayı öğrenmiştim.
Sen gitme diye gururumu susturmuştum.
Bir gün dönüp bana sarılırsın diye
kırık kalbimle bile beklemiştim.
Ama insanın içini en çok ne yakıyor biliyor musun?
Onca sevginin sonunda
yabancı gibi bırakılmak…
Sanki hiç sevilmemişsin gibi unutulmak…
Bir zamanlar uğruna can vereceğin insanın
gözlerinde değersiz olmak…
Şimdi senden geriye
geceleri çöken ağır bir boşluk kaldı.
Bir de içimde dinmeyen o soru:
“Bu kadar seven biri nasıl yetmedi sana?”
Belki de mesele yetmek değildi…
Bazı kalpler sevilince güzelleşmez.
Ne kadar seversen sev,
içindeki eksiklik hiç dolmaz.
Ben kaybettim sanıyordum ama
asıl kaybeden,
kendisine böylesine seven bir kalbi hoyratça harcayanmış…
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.