11
Yorum
47
Beğeni
5,0
Puan
685
Okunma
Bir yüzü olmalı insanın,
aşka benzeyen nağmelerin yitik muhaciri.
Yağmur geceyi rehin aldı ruhumda,
eski pencerelerin terk ettiği defterden.
Sesini topla, rüzgâr;
uykuya dalarım.
Bir menzile akar kan,
bir deryâ susar;
suskunluğun ve sebepsiz fânilerin hazânı.
Toprak kokmaz iklimin göğsünde,
gecenin koynunda vuslatlar;
günün teninde yaranın izleri.
Kaybolan beldeye döner ayaklar,
küçük nevmî çocuklar,
zamanın sancısına sığınan rüyalar...
Dağılıyoruz.
İstersen kalk, gidelim buradan.
Acılar birikince gözlerinde,
ağacın dibinde çöken uçurum
nasıl görünür ansızın
Uyanmış itikatlar dökülür,
incinmiş nûrlar.
Sevinçlere ölü doğan bebekler.
Sahi,
hiç sevdam olmadı benim.
Gözlerim başlamadan önce başladı,
kırları yok,
yeşili yok
vatanımın.
Ahh...
Uykumda öperim seni,
boşluğa düşen yalnızlığın korkusunda
kendimi en çok özlerim.
Yeniden başlamalı hayat,
denizlerin ve kıyıların çekmediği.
Bir yüzü olmalı insanın...
Birazdan yine yarın olacak,
gün geçecek,
aşk üşüyecek.
Yüzün olmalı,
“kalbindeyim” demeli.
Biliyor musun, Anne
Terk ettiğim yere hiç dönmedim.
Öldü zannederler.
Bilmiyorum,
yalnızlık kaç kez kalbimi vurdu suyla.
5.0
100% (13)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.