42
Yorum
127
Beğeni
5,0
Puan
3667
Okunma

ölüme doydu gözlerim
ocakta küllenen ayrılık akşamında
içim
yeni acılar taşıyamayacak kadar
yalnızlaştı saat yediyi vurduğunda
yetmişini buldu uğurlamalarım
kalbinde ağaç yetiştiren bir babanın
kök hücrelerine özenen çocukluğumu
terine banarak suladım
kim olduğumu sorduğunda
eski bir medeniyetten bahsediyorum
tanıdık geliyor kendisine
biraz “ben” bulaşıyor tenine
hepimiz aynı çamurda yoğrulmuşuz
şeref alanda satanda aynı mayadan
insanlığın mealinde gizli her ne varsa
“öyle” dedi yavaşça
bakışlarını yerden toplayarak
allaha uzanan sesin yakınlarında
siyaha yakışan örtülü yüzüne gömdüm
koca bir şehri barındıran gülümseyişimi
kaldırımları bozuk o yokuşta
“yorgunluğumuza iyi geldi” demişti
biraz sonra asmalı bahçede içtiğimiz
demli çayın tadına
koltuğumun altındaki ahmed arif kitabından
rastgele seçtiğim şiirde
aynı dizede bulduk kendimizi
“ekmeğe aşka ve ömre”
işçi pazarının ortasından geçen yolun sonu
duvarlarına dua sürülen dergâha çıkardı bizi
her duada anne kokusunun güzelliği
her kokuda biraz amin bulaştırdım
hikayemizin ucuna
-eski bir zamana kilitledim
ölüme doyan gözlerimi...-
Cömert Yılmaz
5.0
100% (82)