Gece Oldumu Şehrin Işıkları Kıskanırdı/Üstümüze Sinen Kelebek Renklerini
&
8217;’Bana evini betimle sana Gùldùşlùyù anlatayım "" Sennur Sezer..
Ayışığında bir kelebek olmak gibi.. Kalbimde büyüdükçe büyüyor içimdeki özlem.. Kalbimin Ritmik Atışını Tarifleyen En Güzel İmgesin/Say ki Bundan Önce Gökyüzüyle Çarpıştık ..... Konu konuyu açıyor,öykü içinden öykü çıkıyor,hikayeler yağmurda bir türlü birleşmeyen halkalar gibi önümüze yığılıyordu.. Zarif ışıklar ve müziğin sesi dekorla birlikte muhteşem bir bütünlük içinde içimize,ta en derinimize felsefi anlamlar yüklüyordu.. Ruhtaki çatlakların kadraja düştüğünün farında bile değildik.. Birden,kadife bir sesle; ’Sonbahar’ dedin bana,fısıldayarak..’Sonbahar’. O an hiç bir yanıt veremeden öylece,iki dudağım arasında küçük bir boşluk bırakmış büyük bir hayranlıkla seni izledim.. İki parmağınla bir kadife dokunuşla dudaklarımı kapatıp boynumdan öptün.. Yerleşik aşklar adına!; Bir atın yelesi gibi savruluyordu saçların.. Dışardan odaya deniz rüzgarları değiyordu ve gözlerinin içinde yakamozlar uçuşuyordu.. Yağmur yağmura ne kadar benziyorsa o kadar benziyorduk birbirimize..
Şimdi aşk,sen ben arası bu berbat dünyaya ütopik bir dirence tutunmaktır.. Özgürlük ve mutluluk Devrimin diyalektiği,aşk’sa senin diyelektiğindir Güldüşlüm.. Özlemin üstü başı şiir kokuyor ya, deniz olan ellerinden topluyorum ya umutları;Varsın Ekim’in yirmi dördü ağlatsın ikimizi..
Anımsıyorum da karlı bir Şubat ayında buz tutmuş sokaklardan birinde çocukça oyunlar oynamıştık.. Senin sırt çantandaki eşyaları benim çantama doldurup, seninkisini altımıza bir güzel serip rampa aşağı güle oynaya kaymıştık.. Tedirgindik,pencerelerde izleniyorduk..Çok geçmeden bir baktık,bizi izleyenler ardımızda,upuzun zincir olmuştuk..Kar treni gibiydik..Dümenin başında ikimizdik.. İnsanlar ardımızda güvenli bir sığınak bulmuş gibi sıkı sıkıya sarılmışlardı belimizden..Levent’tin kıyıya inen bir sokağın başında,her yaştan kadın,erkek,çocuk,yaşlı yokuş aşağı ıslak ıslak kayıyorduk..
Sabah olsa ve çıkıp gelsen.. Gece oldumu denizden devşirdiğim mavinin çiylerini düşürsem ellerine.. Bizsiz geçen günlere inat gülsen,gülüşünden bir perde aralansa geceye.. Susarak dokunsak öteki yanımıza,ay dökülür üzerimize.. Düşlerden sıyrılmış bir aşka sığsak,en küçük bir boşluğa yer vermeden işlese işlese ta en derinimize..
Çok eskiden beri,uzaklardan birbirimize susuyormuşuz da ben bunun yeni yeni farkına varıyormuş gibiyim.. ’O,birbirlerine eklenen suskunluklar içinde bir sürü söz vardı’ Ve ben o sözleri dahi içime susuyordum..En fazla bir şiire, bir öyküye,mektuplara konuşuyorum..Öylece..Sessizce.. Dokunduğun,sevdiğin hatta umursamadığın nesnelere,eşyalara giysilere bile şiirler yazıyorum.. Sana ulaşmam mümkün olsa büyük bir tutkuyla şunu söylemek isterdim;Her Cumartesi mektup yazdım kuşlara.. Deniz çizdim yağmur sularına..Uzun metraj filmlere sana dair sözler yazdım..Adanmışlığı bilgece kurguladım.. Vapurunu yalnız bırakmayan martılar gibi sevmeler, özlemler,tepeden tırnağa hüzünler örgütledim.. En güzeli de ne biliyor musun?.. Dünyayı güzelleştirmek isteyenlerin yanıbaşından eksik etmedim kendimi..
Elimde kıymetli bir Cumartesiçiçeği.. Bir fotoğraftan ellerine bakıyorum,az evel bir kelebeğe çiçek olmuş sanki.. Neresinden tutunsam hayatın,elimde kalacak duygusu.. Her yüz kendini gösteriyor,her bakış kendini anlatıyor,her göz kendini yaşatıyor; Söylesene seneryosunu konuşturan şair,Ekim onun şehrinde ölmek için makul bir mevsim değil mi . Oysa ne toplumsal bir ’suç’a’ ortak olmak,ne de ona kayıtsız kalıp, sadece susmak bile yaşamın vicdan süzgecinde aklamıyor hiç birimizi..
Dünya yıkık bir sahneyse bu şiir de en güzel tiradın olsun.. ’İnsanın içi ağır’dıkça ıskartaya çıkıyor kimi düşlerimizde.. spotları söndür şair..repliklerini yeni bir dünyaya,yeni bir insana,yeni bir düş’e sakla.. Kimbilir belki,sonsuz özgürlüğe..Gremeri bozuk bir çağdayız..
Şiir iki kişiliktir mektup Cumartesi..
Sabah olur,yüreğimden iki turuncu balon havalanır göğe.. Sabah olur,yirmi dört Ekim’dir;yüreğim bir uzak deniz mavisi.. Levent’te çerden çöpten hayallerimle sevinçliyim.. Yani öyle ki,duramam içimin üstünde.. Dil biligisinden yola çıkmıştım birden,düşbilgisi,kuşbilgisi derken gülbilisine yeni bir alfabenin ortasına düşüverdim işte.. Kimsenin kimseye ömrümün baharı diyemediği bir çağda aşk; bir bıçaktan düşen zerre’ymiş..
Sendeki mavi,bendeki telaş,doğduğun gün,dışarda çocuk sesi, dinlerken ezberlenmiş şarkılar,oraya buraya saçılmış şiirler; Ekim’in yirmi dördüne krizantem çiçekleri adıyorum.. Ölümüne bir düş çiziyorum şiirin yüreğine.. İçeriden sana şimdilik yalnızca umutlarımı iletiyorum insancıl bir erinçle.İnsana özlem düşünün gerçekleştiği bir evren dileğiyle...
24 Ekim..15..Cumartesi..
Levent&
8217;te şiir kokulu bir evde iki sahne/ gürültülü bir nehir/ seneryo eksik/prova yanlış alınmış/ deşifresi mümkün olmayan biyografi/ ne güzel yaşadık/ alt yazısız uzun filmlerde..
Levent’te pencereleri denize açılan evde dekorlar mektup tadında el ayak çekilmiş sokak lambaları boşluğa düşüyor içimden bin umutla geceye bağımsızlığımı ilan ediyorum gitarda bir serenat başlıyor sakıncalı zamanlar kirli sakalımdan tanıyor sokak kedileri çayım soğuyor adımız afişe son vapurda gidiyor peron önleri nasıldır kim bilir
Levent’te merdiven sayısı değişmeyen evde! sevgisiz bir çağda bolkeseden sevmenin bütün hünerini nakış nakış işliyorum gelsen aklımdaki seneryo izdihama durur koşar adım çıkardık sokağa kaldırıma düşmüş sevda kokusunu toplaya toplaya yürürdük bir ömrü iki karşılıklı bakış iki çift gülen göz iki yandan örgülü şaç iki ten rüzgarın tenimize sinmiş kokusu
Hey benim aykırı sonyazıma düşen cemre! umudu çatmış dağlarda düşlerimiz gel geç bir tutku değil boğaz’da salınır şavkımız öyle masum say ki postacısını kaybetmiş zamanda hüznümüz yıkık dünyayı onarmış ben ve benden talan edilmiş bize gider en çok rotasından çıkmış tüm vapurlar yoldaşım olsun
Hadi indir boynundaki fuları yarıya birazdan ağlatır ikimizi Ekim’in yirmi dördü
-Bir Nörolog olan Oliver Sacks’ın müzikle insanlara şifa vermesi gibi her film bir sırrı,her şiir bir duyguyu çoğaltsın ömrüne- İnsancıl bir erinçle hürriyet tadında umutlarımı yolluyorum-
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Gece oldumu şehrin ışıkları kıskanırdı/üstümüze sinen kelebek renklerini Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Gece oldumu şehrin ışıkları kıskanırdı/üstümüze sinen kelebek renklerini şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Gece Oldumu Şehrin Işıkları Kıskanırdı/Üstümüze Sinen Kelebek Renklerini şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.
biraz öznel biraz tüzel sahte mutluluklar sezinledim
barıştan salıncaklar kurmak istedim ve fakat bir ucundan tutmaya üşendi dost bildiklerim geçtim yorumsuz bakışlardan geçtim kimsesiz sözcüklerden düşüncelerim yığınla sen.
...
kuş seslerinin ritmik isyanda olduğu şiir, aynı zamanda da sevgiliyi fırtınadan sakınma güdüsüyle yol almış.
Ayışığında bir kelebek olmak gibi.. Kalbimde büyüdükçe büyüyor içimdeki özlem.. Kalbimin Ritmik Atışını Tarifleyen En Güzel İmgesin/Say ki Bundan Önce Gökyüzüyle Çarpıştık .....
müthüş güzel şair,şiirlerinizde bir hikaye sürekli yolculuk eder gibi ve o yolda dizelerin arasında kaybolur gibi,sağını solunu unutur gibi insan,,,fakat solumuz unutulacak gibi değildir bu duygu selinde.Ben puanınızı yüze tamamladım,siz onun yanına üç sıfır daha atın tam olsun,benim kalemim yazmaktan helak olmuş siz puan diyorsunuz derseniz ,komik biliyorum okuldada hep puan peşindeydik haksız yere aldığımız düşük notu yükseltmek adına birbirimize puan verirdik.Acaba şiir kitaplarınız varmı Doğan şair alıp ve okumak isterim,kitaplığımda sizdende bir eseriniz olsun...hep sevgiyle mutlu kalın
Sol yanımızda olmasa bu sızı,alev alev tutuşurmu kalem,yazar mı bıkmadan usanmadan,hikaye diye çıkar mı bu yolculuğa,ecel teri döker mi mısralarda,duygu selinde boğulur mu....umut ve hep umut bizi aydınlığa çıkaracak... teşekkür ederim şair,güzel bir o kadar hüzünlü duygularınızı benimle paylaştınız. Dilerim herşey gönlünüzce olur,mutlu olursunuz,tez zamanda aydınlık olur gününüz...sevgimle
İnsan sol yanını unutmaya başladı mı kendinden vazgeçmiştir biraz da sevay şairim..
şiir ve mektubun hikayesine gelince,sanırım yalnızca kadim bir şair olmanın yanı sıra güzel insan olmandan dolayı bir parça anlatmam kaçınılmaz bir durum..Bir parça diyorum zira tamamını anlatıp vaktini almak istemiyorum.. Yine böyle 'gitme,kal' ihtimalleri büyüttüğüm zamanlarım,içimde 'Şehla Balıklar Deniz'in deki yoğunlukta dinmeyen ruh kırıkları.. Sonra bir şey oldu,bir mucize..Ve hayat,bir asırlık davete daha fazla duyarsız kalamamışçasına kulak kesti,bir telefon aldım.. Önce kısa bir sesszilk ve alo,alo buyrun.. Benim '.....' merhaba..Şaşkınlık,heyecan,naif korkular,beklenen sözcükleri söyleme olasılıkları,telaş,umut.. 'Şey,ben'..'Seni görebilir miyim'.. Salaş bir mekanda öylece bakışıyoruz bir süre.. Az ötede denize inen cadde de her zamanki insan kalabalıklığının yürürken çıkardığı seslerden çıt yok,sanırsın onca insan parmak uçlarında yürüyorlar.. Hani bazen karşıdakinden saklamaya çalışırsın durumunu,kendinle uğraşmaya başlarsın.. Böyle durumlarda nasıl davranılır anımsayamazsın. Sen,bir başka düşün basamağındasındır,öteki yanın, haydi topla kendini ve öylece anlat aklındakileri der.. İşte öylesi bir zaman.. Bir kitabın içinde kurumaya bırakılmış çiçeği canlandırabilir iklimin fakat aklındakileri sözcüklere döktüğünde kaybetme korkusu ağır basıyor sanırım.. Ama bu olasılık onun dünyasında en net olan şeydi.. İnsan yalnızca aşkın önünde diz çökerse erdemlilikten sayılır derler; ve ben bin kez milyon kez yine yeniden büyük bir erdemlilikte diz çöküyordum.Bu şiir,bu mektup kaynağını özsuyundan almıştır yani sevay şairim.. Sol yanımızda büyüyen direnç,umut ve sevda olmasa şu iki yakası bir araya gelmez hayata yenik düşmez miyiz..
Kitaplı şair değilim fakat pek çok aylık edebiyat dergilerinde gerek aynı adla gerek farklı maslahatla yazılarım yayınlanıyor.. Yanı sıra antoloji ve kısa öyküler,oyunlarda.. Kitap çıkarmanın diğer pek çok emek ve hakedilmişliğin zorunluluğuna olan gereksinimden uzak bir duyguyla yapılması beni üzüyor.. Biraz da bu duruma tepki olarak henüz kitap denemem olmadı.. Turfanda meyve gibi düşünüyorun ben insandaki olgunlaşmayı.. Olgunlaşma bireysel anlamdan kısmen toplumsal yaygınlaşmaya dönüştüğü an peş peşe çıkarırım diye umuyorum).. Teşekkür ederim güzel yorumun ve dostluğuna..Sevgilerimle..
Sol yanımızda olmasa bu sızı,alev alev tutuşurmu kalem,yazar mı bıkmadan usanmadan,hikaye diye çıkar mı bu yolculuğa,ecel teri döker mi mısralarda,duygu selinde boğulur mu....umut ve hep umut bizi aydınlığa çıkaracak... teşekkür ederim şair,güzel bir o kadar hüzünlü duygularınızı benimle paylaştınız. Dilerim herşey gönlünüzce olur,mutlu olursunuz,tez zamanda aydınlık olur gününüz...sevgimle
İnsan sol yanını unutmaya başladı mı kendinden vazgeçmiştir biraz da sevay şairim..
şiir ve mektubun hikayesine gelince,sanırım yalnızca kadim bir şair olmanın yanı sıra güzel insan olmandan dolayı bir parça anlatmam kaçınılmaz bir durum..Bir parça diyorum zira tamamını anlatıp vaktini almak istemiyorum.. Yine böyle 'gitme,kal' ihtimalleri büyüttüğüm zamanlarım,içimde 'Şehla Balıklar Deniz'in deki yoğunlukta dinmeyen ruh kırıkları.. Sonra bir şey oldu,bir mucize..Ve hayat,bir asırlık davete daha fazla duyarsız kalamamışçasına kulak kesti,bir telefon aldım.. Önce kısa bir sesszilk ve alo,alo buyrun.. Benim '.....' merhaba..Şaşkınlık,heyecan,naif korkular,beklenen sözcükleri söyleme olasılıkları,telaş,umut.. 'Şey,ben'..'Seni görebilir miyim'.. Salaş bir mekanda öylece bakışıyoruz bir süre.. Az ötede denize inen cadde de her zamanki insan kalabalıklığının yürürken çıkardığı seslerden çıt yok,sanırsın onca insan parmak uçlarında yürüyorlar.. Hani bazen karşıdakinden saklamaya çalışırsın durumunu,kendinle uğraşmaya başlarsın.. Böyle durumlarda nasıl davranılır anımsayamazsın. Sen,bir başka düşün basamağındasındır,öteki yanın, haydi topla kendini ve öylece anlat aklındakileri der.. İşte öylesi bir zaman.. Bir kitabın içinde kurumaya bırakılmış çiçeği canlandırabilir iklimin fakat aklındakileri sözcüklere döktüğünde kaybetme korkusu ağır basıyor sanırım.. Ama bu olasılık onun dünyasında en net olan şeydi.. İnsan yalnızca aşkın önünde diz çökerse erdemlilikten sayılır derler; ve ben bin kez milyon kez yine yeniden büyük bir erdemlilikte diz çöküyordum.Bu şiir,bu mektup kaynağını özsuyundan almıştır yani sevay şairim.. Sol yanımızda büyüyen direnç,umut ve sevda olmasa şu iki yakası bir araya gelmez hayata yenik düşmez miyiz..
Kitaplı şair değilim fakat pek çok aylık edebiyat dergilerinde gerek aynı adla gerek farklı maslahatla yazılarım yayınlanıyor.. Yanı sıra antoloji ve kısa öyküler,oyunlarda.. Kitap çıkarmanın diğer pek çok emek ve hakedilmişliğin zorunluluğuna olan gereksinimden uzak bir duyguyla yapılması beni üzüyor.. Biraz da bu duruma tepki olarak henüz kitap denemem olmadı.. Turfanda meyve gibi düşünüyorun ben insandaki olgunlaşmayı.. Olgunlaşma bireysel anlamdan kısmen toplumsal yaygınlaşmaya dönüştüğü an peş peşe çıkarırım diye umuyorum).. Teşekkür ederim güzel yorumun ve dostluğuna..Sevgilerimle..
dört mevsimde uygun sanki..aklımda buna dair pek çok cumartesi şarkıları var fakat hangisini yollasam diğerleri kıskanır,hepsini yollasam sayfaya da ağır gelir senide yormuş olurum bu yüzden turgut uyar,göğe bakma durağı bir orta yol olabilir diye düşünüyorum)..
olabilir,açıkçası bazen bir şeyler bozulmadan bir şeyler iyi de olmuyor.. incinmemek duygusu da ağır basıyor olabilir.. buna gerekçe sunmak için o kadar sebep var ki aslında,belki o sebeplerin dışardan bize yansıyacak olanları ürkütüyor.. aşk bir kalkışma hali diyor ya şair,belki o kalkışmanın yeterince anlaşılamamasının getireceği kırılganlığı da olabilir. yine de sanki buna değer diye düşünüyorum.. her şeye rağmen tıpkı bir şelalaeden akan su gibi delice akıp gitmek, sorgusuz,hesapsız,çıkarsız..varsın hoyratça yıpratsınlar duyguyu..
sanırım bolkeseden sevmenin akılla doğrudan bir ilgisi yok fakat 'aklın sevmekle alakası'n da yatay bir ilişkisi var.. birbirinden beslenen bi çeşit duygu alaşımı gibi.. bolkeseden sevmek kuşkusuz bir estetik kalkınmadır.. belki aklı,bu anlamda serpiştiriyorum o söze.. konuyla doğrudan bir ilgisi yok fakat küçük bir anektodumu paylaşmak istiyorum.. topluca çıkılan bir şehir dışı işinde,yol üstünde küçük bir kasabada mola vermiştik..içersi hem kalabalıktı hem de ağır bir hüzün vardı.. herkesler cd den çalan bir türküye dalıp gitmişti.. bir ara hocam,'doğan,türküde sözlere dikkat ettin mi' dedi.. 'yol ver dağlar yol ver bana' ''ben bu türküyü seviyorum iki gözüm.. bir insanın sevgilisinden umut kesmemesi,dağları aşıp sevgilisine gitmeyi düşünmesi ne güzel bir duygu''..ne güzel bir direngenlik'' gündoğdu hocaya baktım uzun uzun,sessizce..hiç konuşmadım.. yağmurda türküyü dinledim..sanıırım ilk defa duyduğum bir türküydü..dağları aşmayı düşünen insanın türküsü.. annem'in .....'insanın damarlarında dolaşan kan ne derece hayati önem taşıyorsa,müzikte öyle hayati bir önemdedir ve müzik insanın iç sesidir' sözünü düşündüm..Annem'den türküye,türküden gündoğdu hocanın hüznüne yağmurda bunları düşündüm.. yani sevgili şair,başkaları için kesinlikle 'önemsiz' addedilebilir fakat bolkeseden sevmek sesinin içiyle sevmektir..estetiktir, diyalektiktir,naiftir..sevgiler..
dört mevsimde uygun sanki..aklımda buna dair pek çok cumartesi şarkıları var fakat hangisini yollasam diğerleri kıskanır,hepsini yollasam sayfaya da ağır gelir senide yormuş olurum bu yüzden turgut uyar,göğe bakma durağı bir orta yol olabilir diye düşünüyorum)..
olabilir,açıkçası bazen bir şeyler bozulmadan bir şeyler iyi de olmuyor.. incinmemek duygusu da ağır basıyor olabilir.. buna gerekçe sunmak için o kadar sebep var ki aslında,belki o sebeplerin dışardan bize yansıyacak olanları ürkütüyor.. aşk bir kalkışma hali diyor ya şair,belki o kalkışmanın yeterince anlaşılamamasının getireceği kırılganlığı da olabilir. yine de sanki buna değer diye düşünüyorum.. her şeye rağmen tıpkı bir şelalaeden akan su gibi delice akıp gitmek, sorgusuz,hesapsız,çıkarsız..varsın hoyratça yıpratsınlar duyguyu..
sanırım bolkeseden sevmenin akılla doğrudan bir ilgisi yok fakat 'aklın sevmekle alakası'n da yatay bir ilişkisi var.. birbirinden beslenen bi çeşit duygu alaşımı gibi.. bolkeseden sevmek kuşkusuz bir estetik kalkınmadır.. belki aklı,bu anlamda serpiştiriyorum o söze.. konuyla doğrudan bir ilgisi yok fakat küçük bir anektodumu paylaşmak istiyorum.. topluca çıkılan bir şehir dışı işinde,yol üstünde küçük bir kasabada mola vermiştik..içersi hem kalabalıktı hem de ağır bir hüzün vardı.. herkesler cd den çalan bir türküye dalıp gitmişti.. bir ara hocam,'doğan,türküde sözlere dikkat ettin mi' dedi.. 'yol ver dağlar yol ver bana' ''ben bu türküyü seviyorum iki gözüm.. bir insanın sevgilisinden umut kesmemesi,dağları aşıp sevgilisine gitmeyi düşünmesi ne güzel bir duygu''..ne güzel bir direngenlik'' gündoğdu hocaya baktım uzun uzun,sessizce..hiç konuşmadım.. yağmurda türküyü dinledim..sanıırım ilk defa duyduğum bir türküydü..dağları aşmayı düşünen insanın türküsü.. annem'in .....'insanın damarlarında dolaşan kan ne derece hayati önem taşıyorsa,müzikte öyle hayati bir önemdedir ve müzik insanın iç sesidir' sözünü düşündüm..Annem'den türküye,türküden gündoğdu hocanın hüznüne yağmurda bunları düşündüm.. yani sevgili şair,başkaları için kesinlikle 'önemsiz' addedilebilir fakat bolkeseden sevmek sesinin içiyle sevmektir..estetiktir, diyalektiktir,naiftir..sevgiler..
Diyelim ki istanbulun bütün sokakları aşk. Bütün evler denize bakıyor leventte. Bütün cumartesiler iğde kokulu şiirler takıp kulağının arkasına dayanıyor sevgilinin kapısına. Diyelimki yarım kalmadı kurulan düşler.
kuşkusuz bu bir devrim tanımı gibi,'diyelim ki' dediğin için söylüyorum.. bir begonvil/bir serçe/bir sabah ıslığı dökülür cumartesiye..ağaçlar dal açar kendi halinde..azmı savaşıldı aykırı düşle..fakat olur mu bilmiyorum.. kasım'a gelince,o konuda pek bir sıkıntı yaşayacağıma ihtimal vermiyorum çünkü bin yıllık bir hüznün bireysel kısmındayız.. denizler batan gemiler sever bilirsin,fakat insan kendisi bir anafor yaratmaya görsün hiç bir girdap çekemez içine.. yeterki yarım kalmışlıklar dayansın kapımıza deniz şair..sevgiler..
kuşkusuz bu bir devrim tanımı gibi,'diyelim ki' dediğin için söylüyorum.. bir begonvil/bir serçe/bir sabah ıslığı dökülür cumartesiye..ağaçlar dal açar kendi halinde..azmı savaşıldı aykırı düşle..fakat olur mu bilmiyorum.. kasım'a gelince,o konuda pek bir sıkıntı yaşayacağıma ihtimal vermiyorum çünkü bin yıllık bir hüznün bireysel kısmındayız.. denizler batan gemiler sever bilirsin,fakat insan kendisi bir anafor yaratmaya görsün hiç bir girdap çekemez içine.. yeterki yarım kalmışlıklar dayansın kapımıza deniz şair..sevgiler..
arsız zamanlar öylesine çoğalıyor ki,herkes,herşey bir başka boyutta gibi,hatta az ötemizde vivaldi başka mevsiminde..tutup bir şiirin başından aşağı dökersin ne kaldıysa içinde ahenge dair.. 'ahenkli ağlama' bir sanattır demişti sennur sezer bir gün bana.. şimdi ikinci defa sizden duyduğum için sevincim çoğaldı.. insan,ahenkli ağlayabiliyorsa hüznünde bir mevsimi vardır,kim bilir.. şiir,mektup ve ahenkli ağlama;biz üçümüz sevgilerimizi yolluyoruz sevgili şaire..
arsız zamanlar öylesine çoğalıyor ki,herkes,herşey bir başka boyutta gibi,hatta az ötemizde vivaldi başka mevsiminde..tutup bir şiirin başından aşağı dökersin ne kaldıysa içinde ahenge dair.. 'ahenkli ağlama' bir sanattır demişti sennur sezer bir gün bana.. şimdi ikinci defa sizden duyduğum için sevincim çoğaldı.. insan,ahenkli ağlayabiliyorsa hüznünde bir mevsimi vardır,kim bilir.. şiir,mektup ve ahenkli ağlama;biz üçümüz sevgilerimizi yolluyoruz sevgili şaire..
-Bir Nörolog olan Oliver Sacks’ın müzikle insanlara şifa vermesi gibi her film bir sırrı,her şiir bir duyguyu çoğaltsın ömrüne- İnsancıl bir erinçle hürriyet tadında umutlarımı yolluyorum-
umudun çokça ve fütursuzca hırpalandığı bir zamanda bir insanın bir insana verebileceği en güzel şey umut sanırım.. ama toplumsal umutlarımızla varacağız güzel bir dünyaya şairim.. nazım ustanın dediği gibi ^yeterki kararmasın sol memenin altındaki cevahir'.. teşekkürler..sevgiler..
umudun çokça ve fütursuzca hırpalandığı bir zamanda bir insanın bir insana verebileceği en güzel şey umut sanırım.. ama toplumsal umutlarımızla varacağız güzel bir dünyaya şairim.. nazım ustanın dediği gibi ^yeterki kararmasın sol memenin altındaki cevahir'.. teşekkürler..sevgiler..
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.