0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1126
Okunma
I.
Şehir kuşatma altında tüm kaotik mutluluklar adına
Kalabalık içindeki yalnızlığın yerini bıraktığı bir hastalık
Günbegün içimi saran o illet huy
Kalbim sana zehir gibidir, yılan gibidir
Tuttukça içine düşülen bir bataklık gibidir.
Ey sevdiğim! Sen bir gönül pınarısın hiç durmadan iyi eden
Fakat camekanlar ardında kalakalan.
Dört duvarı küf kokan ihtiyar bir evin penceresi göz kırpar yalnızlığıma
Ateşli hastalıklar içinde bir kadın ve
Ardı arkası kesilmeyen sensizlik nöbetleri.
Bütün umutsuzluklar benim ruhuma tamamlıyor seni günden güne
Göğsüm şimdi bir bulvar gibidir, yol gibidir
Uzadıkça uzayan kalabalıklar silsilesi
Yaşını geçmiş meşe ağacı da yüz tutar son nefesime
Yapraklarına aklar düşmüş sevdam,
Sen bir mutluluktan geriye kalan en güzel yalnızlıksın.
II.
Gülüşün eksik olmasın hüzünler dolu kabrimden
Bekçiler geliyor geçiyor, görüyorum hepsini yalnızlıklar aşiyanında
Bir abdal geliyor yüzü buruşuk ve büyük şehir kadar sıkıntılı
Sarıyor gözlerimi alacakaranlıkta.
Götür beni ey sevdiğim! Bir mavilik kaplıyor içimi.
Denizler sayıklıyorum, içim hasret çekiyor her gün sanki kerbela!
Ah benim sevdam! Ne hüzünlerin kahyasıdır şimdi
Ve yaşamanın büyük zanaat olduğu bu şehir
Beni bensiz bir karmaşaya sürüklüyor içinde kırık dökük camlar
Saçlarımın arasından kaçan o sigara dumanı,
Hüzünlerimi güneşin okları kadar keskin kılıyor şimdi.
Yaşasın içi hasret dolu sensizlik hediyeleri.
III.
Büyüyorum tüm acılarımı dizlerimde taşıyarak
Ve şiirler öldürüyorum içimde, hasretini yatıştırarak.
Çarşaflar serdim gönlüme sevdiğim, ak çarşaflar
Uzan da okşayayım saçlarını güneşe karşı
Geceleri inen yalnızlığı savarak seveyim bedenime karışan o sen efsununu
Gel yanıma kuşlar uçsun büyük maviliklere
Olmazsa;
Süregelen bütün yalnızlığımı da toplar giderim buralardan sevdiğim
Gözlerinden tebessüm eksik olmasın yeter ki.
Zamanla örterim sözgelimi sensizliği
Türlü türlü akıl oyunları oynarım bu ters basamaklarda
Saçlarını dalgalandırırım rüzgarımda
Günlerce susuz kalırsam belki, vahamı görürüm yalnızlıklar çölünde.
Oysa sen, gelmelisin ey sevdiğim!
Yanağına düşen gözyaşından öpmeliyim göklerden çiğ düşerken
Ne ölüm yaraşır sana ne de gözyaşı
Hasretinin verdiği mutlulukta az değil ki...
Yaşıyorsun içimde koca çınar gibi
Tarihin boyunduruğu altına girmeyen o devrimci çınar gibi.
Mesela rüzgarının altında konaklıyorum yazları,
Kışıma yorgan oluyorsun içimi sarpa saran o yalnızlık mahzeninde
Öyle çok severim işte sensiz sessiz çığlıkları
Sevdiğim! Senin gözlerin gök gibidir,
Baktıkça bakası gelir gözlerimin.
IV.
Şairane bir tutumla seviyorum seni
Gözlerini çizerek,
Saçlarını yazarak.
Rüzgarda savrulan o zamandışı kokun değer alnıma
Alıp götürür kalbimi kirpiklerinin kenarına
Çilli begonya şelalesi gibidir gözlerin
Dağ çiçeklerini aratmayan endamıyla
Donuk yalnızlıklara bakar gibi.
Oysa seninle ben şimdi, Antartika’ya yolculuğa çıkar gibiyiz
Öylesine soğuk ve sonyaz hasretiyle kalmış
Eteklerini savur dökülmüş yapraklara
Rüzgarın çıkagelir bana tarihi bir müze avlusunda.
Uzaklardasın sen şimdi sevdiğim,
Bense bütün peyzaj harikalarının düşmanı
Yakıyorum bütün çiçekleri ardıma yalnızlığın korkularını da takarak.
Yaşayıp görüyorum işte seni,
Nasıl yaşar insan bu ruh yokluğunda
Yoksa ruhlar mıdır bizi bu yalnızlığa sürükleyen?
Bir üst geçitten geçerken sevmiştim seni,
Orada öpmüştüm dudaklarını
Orada tutkusuyla yanmıştım saçlarının
Üst geçit: harabe.
İhtiyar gıcırtılı hatta karıncalı bir evde yalnızlığın ağlayışını dinliyorum
Bu sensizlik günbegün kanıma işliyor hain bir zehir gibi
Şimdi adımı unutuyorum belki
- sahi, benim adım neydi? -
Adımı da yadsıdım şimdi bir dervişin hû çekişi gibi
Lakin başını göğsüme yasladığın o an, sanki milli piyangonun ikramiyesi
Öyleyse tekrar yasla başını göğsüme sevdiğim,
Sen alacakaranlığın içinde kalan yalnızlığımı da sil gel gönlüme.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.