0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
1720
Okunma
I.
Gülüyorsun sen yine her zamanki kusursuzluğunla
Sonra elini saçına atıyorsun işte
Rüzgarlarda sever seni hem
Denizler ve martılar senin aşığındır
Bugün öğrendim ki insan iki kere doğabilirmiş
Ve hatta hastalar hasta yatağında dans edebilirmiş…
Bir mesih edasında gözlerin vardır, bilirim
Onları görmeden ölürsem, aslında ölemem
Tanrım, öyle yeteneklisin ki,
Ellerini tutamamak ne büyük ayıp sana!
Onları tutayım diye yaratmış olmalısın
Saat şimdi yediyi tam olarak bir kedi gibi geçiyor
Dakikaların durduğu ve solukların araba arkasında kaldığı
Öyle bir an Tanrım,
Bu kulun tam da sevilmek için yaratılmış…
II.
On sekiz kere söyledim kendime
Beyazıt yokuşunda bir salep ustası
Üç veya daha fazla turist ve elinden kitap düşmeyen bir yetim
Her şey o an öyle muhteşemdi
Öyle ki bir ressam resmini çizmeye kalksa
Yıllar hatta asırlar sürebilirdi…
- On sekiz kere söyledim kendime,
Bu yokuşlar Sultanahmet’e çıkar diye-
Tanrım şimdi bir cami önünden geçtim
Bu işte Sultanahmet
Yol üstünde bir niyetçi ve tavşanı
Beni durdurdular
Benim ise tek niyetim;
Yanağından öpmek
Minderiska yanaklarından süzülen mutluluğu almak yudum yudum
Ah! sen güzel kokan çiçeklerin taşkınlığına bakma
Sen onlardan daha güzelsin.
III.
Ateş ediyorlar bana, onların adı ipe sapa gelmez
Amerika’dan gelmiş üstü başı medeniyet kokan bir adam
Ve en soluk renkli güllerin sahibi
Beni tutmazsanız eğer Fetih’in topları olacağım
Ve sen: sarılıyorsun
Göz göze geliyoruz an duruyor, bir su parçacığı havada insanlar umarsız
Saat: 18:11 ve güneş yerini en güzel aya bırakıyor
Bir rüzgar ve saçların dalgalanıyor okyanuslar kadar
Gökyüzüne bakıyorum ve ellerimi açıyorum
Bugün bir başlangıç
Tanrım! ne de güzel yeteneklerin var
Teşekkürler ve yine teşekkürler
Yanakları kış ve gözleri bahar Minderiska için
Bunu da bir kenara yazın:
Peçeteler ve mendiller bugün hiç kullanılmamak üzere tedavülden kaldırıldı.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.