5
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
1346
Okunma
iNTERNET CAFEDE YAZINCA BÖYLE KARIŞIK BİR ŞEYLER ÇIKTI ....
KARIŞIK ŞİİRLER….
Değdiğinde tenine sabahın kızılı
Islanır sokakların kirpikleri
Çalarken ortalığa kırağı
Üşürdü göğsüne gece düşmüş şehirler…
Kan damlatırdı rengini yitirmiş beyaz bulutlar
Mor sevmeler salkım söğütle açarken
Bir dilin koy(n)unda uyuyan şarkılar olurdu sevdalar…
Misaksız insafsız alevler çoğalırken
Her dolunayda büyürdü gölgeler
Sallanırdı arkasına yaslandığımız akasya ….
Dökülür ürkerek titrek mumların parafin aydınlığı
Karanlığın derin sızısı olurdu mısralar
Ve acının rengi kalırdı geriye…
Çoğalırdı suskun yalnızlıklar
Kırlangıçların son çığlığı sonbahara karışırken
Düşerdi üç harfli kelimeler kahverengiye
Adı aşk olan…
Uçurtmalar rüzgar beklerdi intihar kayalıklarında
Uçardı umutlar martılarla bir olup
Koparken fırtınalar koynumuzda,,,
Konardı yakamozlar omuzlarımıza
Kozasından çıkamamış şiirlere kalırdı en güzel sözler….
Kelebek ömürlü türküler süzülürdü
Çalkalanırdı dudağımızın kıyısındaki öpüşmeler
Mırıldanırken yüreğimizdeki kelimeler
Dalgalanırdı eski düşlere düşen mavi özlemlerimiz…
Tükenen kandiller
Sönen sokak lambaları
Ve geriye bir garip karanlık kalırdı
Bir de meczup nakaratların sararan eski yankısı …
Nasırlaşırken parmak uçlarımız sabır tespihlerinde
Düşen yıldızlar aydınlatırdı takati kalmayan karanlığı,
Bir yanımızda her zaman toprakta seven cemreler ….
Ay düşer
Yıldızlar söner
Güneş düşlerde solardı
Ayrılıkların sabahlarında
Akşama çok varken
Demli şiirler de ölürdü sen benden gidince….
II. ŞİİR…
Yankılanır kartalın çığlığı
Sarsılan vadilerin kayalıkları vurulur
Küflü güller karışır kahverengide
Ejderha ısırığı kesilir gece
Geçirir pencerelere diş izlerini
Nakaratlarla yaralanır
Kan emici yarasa olurken hatıralar…
Nil’in akışına karışır timsah yüzüşlü akşamlar
Çürümüş kemikler dağılır, toprağın dolunayında
Ağır aksak saatlerin titreyen fitilinde
Kan akıtırdı kırmızı şelaleler ….
Pıhtı…Pıhtı koyulaşır, kararırdı yollar
Biraz sevda özlemi biraz geçmiş
Emerken zifiri karanlık, ormandaki panzehirli bir hasreti…
Kılıcını telaşla taşla bileyen şerefli savaşçılar
Batırır bataklıklara sisli hançerlerini…
Çatlak kaburgalı kasabalar oldukça suskun
Damıtılan tılsımların kenarındaki ritüeller süzülürdü
Kum saatlerinden düşerken birer birer zaman…
Yıkılan kalelerin eski surları çökerdi
Kururdu umut tohumları çorak topraklarda
Ve kılıç seslerindeki öpüşmelerin sürgünü
Giyotinde bırakırdı bir aşkı
Yazılırken bir mazi nakkaşın nasırlı ellerinde ….
Ş
İ
İ
R
Düşerdi
Son sözlerin üstüne
Güneş kesilir
Söner, susardı
Son nefesimizin eski gölgesi gibi ….
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.