4
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
4924
Okunma
"Şimdi yeniden gel desem kızar mı zaman
Saatler ters döner mi bozulur mu dünya..."
Takvimlerin tozlu tesbihi ağır gelir kopar dağılır
Sarısından yapraklar kalırdı etrafta
Bir de sonbaharın kollarında
Sabır umut olur uzağındaki ilkbaharlara
Buluta sarılır yağmur... düşer ilk damla...
Kirpiklerim paslı parmaklık, nem emzirir
Çürür gözbebeklerim, yorgun bakışlar kapı girişinde
Aynalar uzak kalsın,dokunmasın yalnızlığıma
Çocukluğum gelir birden zamansız aklıma
Çamurdan oyuncaklarım kuruduğunda çatlardı
Güneş kurutur bulut ıslatırdı elimdeki çamurları
Sonrasında kardanadamlı düşlerim üşütürdü beni
İçimdekiler ondan öncesi erirdi, karışırdı sulara
Denizi de sulamak gerekirdi mavi gözlerle bilirdim
Gellerin uzak olduğu gitmelerde kabarırdı yakamoz resimleri
Ruhumuz una bulanır, yoğrulur hamur olurduk
Tandır ateşleri ısıtırdı bizi
Ekmek kokusu türküler dilimize değerdi
Derin kör kuyulardaki yankımız yayılırdı
Yanık kalmış yanlarımız hep sol yanımız olurdu
Oynardık çamurdan yaptıklarımızla
Çocuk gülüşlerimizle,çocukça severdik
Bir elimizde ekmeğimiz bir elimizde bebeklerimiz
Çınarın gövdesine kazılı dururken anılar
Küçük bir yürek, büyük bir aşkın şahitiydi
Uzanan köklerle ayakta durup açardı göğsünü
Mahsumiyetindeki sevmelere
Şimdilerde kalabalığın içinde yanlızlığım yoldaşım
Gölgeler her geçen gün büyüdükçe büyür
Gün küskün kısalığında,uzayan geceyle barışık kalırım
Radyodaki hazin bir sesin eşliğinde karartılı odalarda dolaşırım
Gölgem her zamanki gibi sessiz arkamdan gelir
Bugün yüzüncü doğum günüm
Ve her söndürdüğüm mum bir çoçukluk anım
Parafin kokusu sararken etrafı
Derim kemiklerime daha da yaklaşır
Kapanırken gözlerim... işte o zaman ben çocuk olurum
Yeniden doğmanın eşiğinde, saklı bir toprakta içinde...
5.0
100% (7)