7
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
1110
Okunma
soldan ikinci koridor
bir tekme kondurdum
taze tren çarpmış gibi enkazı üzerinde yeşil kapıya
yapışıyor zavallı ısırır gibi parmaklarıma
sarının en kirli hâli yüzündeki
anasız pantolon gibi yırtılmış dizleri
değirmenden çıkmış gibi azalmış dişleri
bu sefer mutlaka suya değmeli
yağdalanmış örgü kazağı
belli ki iyi değil yaşamla arası
inliyor kayıp kuzu gibi
anası bile yoktur belki
bu nasıl bir acı Yarabbi
gücüne gitmesin de
ölmek hemen şimdi nasıl rahatlatıcı
kim duyacak sesini
kim kalabalık olacak avuçlarına
geçti kayıtlara utanç vesikası
yokmuş kimsesi
bu olsa herhalde
şer’den hayır çıkarma meselesi
çok şükür ki yanmayacak bu kez bir ana ciğeri!
pansuman ederken verdi müjdeyi hemşire
arka sokakların parkasız militanıymış
aydınlatıverdi hemen bilmeceyi
yüksek ihtimal bir tinerci
keser sapı gibi yumruklarken gardını
aksiliğim mi tuttu kendimi mi kaybettim hatırlamıyorum
dur dedim yavaş ol hırpalama
on iki yaşında bir çocuktu sadece bana kalsa
uyandı biraz önce
elleri koyu karanlık burnu ipince
yüzündeki çizgiler köy yolu
bakışları, yarı korkar yarı utanır gibi çelişkili
dişleri tezat sadece kaderine
ve gözleri
arada kayıyor derinlere
sarısı alınsa
suya kırılmış yumurta gibi
ağlıyor
ağlıyor kim öğrettiyse!
kimliksizmiş biri cüzdanını almadıysa
cebinde röntgende farkedilmiş iki demir ellilik
ne berbat çaresiz solurmuş insan
nutku durunca boğazına
neden siliyorum ki üzerimdeki kanları
kahretsin beni!
anladım
sıkıldı başındaki iğreti kalabalıktan
çözebilse belli kaçacaktı sargıdan
dermansızdı belliydi
belliydi konuşamayacaktı
iki kelimeye izin verdi kül benzi
kırmızı dedi
sonra bisiklet!
gece yarısı
iki büklüm yaşlı bir amca girdi içeri telaşla
işte plakası dedi!
utanır diye bekledim hemşireyi
şaşırır en azından
üzülür en azından benim kadar
bekledim...
bugünkü ikinci yanılmam!
bir kırmızı ışık ihlâliymiş
adı Hasan!
ToprağınSesi
.
5.0
100% (10)