26
Yorum
17
Beğeni
0,0
Puan
2259
Okunma
soğuğa, sıcağa, ayaza dayandı susam çiçeği
bakma yeşil yaprakları yerde düz
yeşili diri canlı yine
uzun gözleri görür penceremde beni
bir gözüm kanlı ağrılı
diğer göz zorlanıyor görmeye
uğraşı evler sıcacık olsun
yazdan kalma ölü canlı bir sinek
beyaz görüntümde siyah leke
taşır mikrobu bir yerden bir yere
geçmişte kalan çizgiler büyür
ak bir penceredir defterim, kalemim
kanlı canlı mavi özlemi
her harfte sözcükte hortlar
ölüleri sever insanlarım
taşırlar başları üstünde
çelenklerle, hocalarla
bir kişinin acısından arınırlar
diri yerde süprüntü
susam olmaya çabalar gücü yeten
sert süpürgelerinden kaçıp çöpçülerin
bir tohum gibi ekilmeye toprağa
toprak büyük, toprak derin
yalnız insan iskeletlerini gizlemez
gizler her tür ayıbımızı
su eder ürün eder
ölmeden acısından arınmak isteyenler
kurşuna dizilirler
asılırlar
ince boğazlarına uzar dilleri
kimse ölmeden acısından arınamaz
izin yok taçlı baştan
çıkartmayın dillerinizi öyle
ölü müsünüz?
başlığı yok şiirin acısı var
odaların ayrıntılarına girinti
evreni kımıldatan çiçekli ses
usulca sorar:
-nasıl yaşıyorsunuz gülmeden?
hani sofralarınızda gül demeti
saz telinden yürek teline şiir
sürer kanatlı atlarını
sevgi dokularına işler
kişner kırışan alınlarda
seviyi kaydeder insan bandına
inatla sevgi yok der birileri
sevgi yok
çıkarlarımız var
sonra el gün
herkes dursun durduğu yerde
kimse kımıldatmasın parmağını
Nazik Gülünay
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.