5
Yorum
4
Beğeni
4,9
Puan
1210
Okunma
sensizliğin ezberinde sessizlik ışıldarken suya
vakitlerde gün mora çalar
karanlığın gizli kuytularına akar boşluğum
yürürüm/bir çocuğun acemiliğinde rüzgara
bırakırım gecenin saçlarından
uyuyan ğöğü
değişen iklime
kat kat yalnızlığı giymeye hazır
yağmurun ellerindeki serçe
sürgünüm yüzümde sızlanan baharın
gurbetine...
seferinden dönen akşamlarda susan düşlere
korkma Anne
gül verecek değilim sırlanan dişlere
deli tekne yüreğimde bütün yaşamadıklarım
alıp başını gitmek isterken
kendimi dikenlere de vuracak değilim
ellerimde öfke aynalara vuran
serüven
ki ben
gün usulca dağılırken geceye
yaşananların ölgün kırmızısı
ufka süzülen sevince bağladım
güneşi
çünkü;
yılların inatçı ayazlarında buğulu izler
ömrün içinde siyah yürür saçlara
kaybetsem de yeşilleri sağanaklarda
yollarda ceketsiz aşk
eski bir şarkı sancısında
ki
dokunsam ölür
dokunsam büyür
bu yüzden kaç solgun yüze duyarsız kalır
iyileşmez anlamsız korkular
anıların ellerinde gezerken
çağırmasana beni hüzün
her yerde silüetine kilitlenir efkarım
kimse bilmez uyurken avuçlarımda ay’ın
hayatın yarısı olduğunu
yaşam tutuklu dilimde duraklarken
konuşma sakın mezar uykularıma
elbet güneşim oralarda da
takvim bulur kendine
ısıtır tenleri
kuytularda gözleri çalıntı gülüşlerimle
bir yarayla hep adını yazar aşk
yığılır yalnızlık
ve her gün nasıl kanatır canımı bilsen
kimse bilmez vakitleri vurur
hüzün
titreyen gölgelerde büyüttüm kendimi
gövdesinde oturan bakışlarım telaş
yansırken ışıklı evler sığınağıma
sormam hiçbir şeyi
içinde kavgalı hayatlar
nehir düşüncelerime tükeniş
ey kalabalık
ölürsem siz olacağım
kerdelerde
sızmayın çağlayan sulara/denizlere
denizler vardığım yere bırakıp atlas yüzümü gidecek
düşleri avutacağım oyalarken hüzün beni
nereye elimi uzatsam uçurum
nereye sesimi duyursam soyunur uzaklar
ki yalnızlık
toplarken ölüleri bağrıma
hiç ölmez
Anne.
5.0
89% (8)
4.0
11% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.