3
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1464
Okunma
Sen gidersen
Benden ne kalır
Geriye…
Kapalı mektupları ağırlaştıran sözcüklerden
Kapalı kapıların ardında saklar gibi gölgeleri
İçimden ayrılıp yollara düşen hayallerden başka
Kaç satır kalır ayrılığından bu şehre yağan
Ve kim kalır ayrı kalan bir yürekle baş başa
Yağmurlar talan ederken şehri
Başı yastıklara büyük ayrılıklar düğümlenir
Su içmek için bölünen geceler yırtılırken
Ay ışından yol yapılır uzaklara
Martıların seslerinden ayrı limanlar
Uzak kentlerin sisine cevap verir
Yangınlar içimden üşüyen bir mumla
Yıkık evlerin hatıraları kalır avuçlara
Pencerelerinden bakan iki çift göz
Odalarında soyunan kalpler
Yazılar kalır duvarlara çizilmiş
Hala yanan taş duvarlar kalır
Ayrılığından üşüyen toprağa
Susuzluğun gözlerinden okununca
Biraz kuraklık eser toprağı avuçlayan
Kaç kere ekilir
Öyle gidilen ayakları tutmak için beden
Neresinden kopup filizlenir
Ve ne verebilirsin
Paylaşılmadıkça azalmıyorsa yalnızlık…
Yazıların boşluklu satır başlarına sığınmış
Güneş gibi kirpiklerimden süzülüp
Parmak uçlarımı yakan bir ateş gibi
Sığınırsın içime
Mevsimlerin çaldığı kapılara el sürer
Her koşan arabanın önüne atılırım
Kaç dümen kırılır yaralarımdan
Karaya vuran bir gemi gibi acıttığında canımı
Şarkıların aralarında koşan ezgiler gibi
Mırıldanıp kedilerin arasına sokulur gece
Boş sokaklara isimler veririm belki
Adın boş sokaklarda gezer gölgelerim gibi
Mum ışıklarının suretlerinde birleşir avuçlarım
Tren seslerinin raylarından akıp gider zaman
Peronların arasından süzme ışıklar yankılanır
Gittin de yalnız kalır
Bu şehir…
Yalnızlığımı paylaşan avuçları doldurur
Bardaklar
Bedenimin üstüne çizilen kesiklerden
Çıkılır yaslanmış dağların eteklerine
Bulutların oturduğu o deniz kıyısı
Sarhoş sandalların batmasıyla uyanır deniz
Ayrılan kıyılardan yürüdüğüm saatlere vurur
Güneş
Asıp çıktığım askılarda unuturum hayatı
Neşemi parmak izlerimde
Dudaklarımda seni hatırlatan tatları
Vurduğunda silah sesini saçlarıma
Duygularımdan arta kalan sesler olur
Hep battığında limandan ayrılan gemiler…
Sardım dudaklarımı kime çeyiz gidecekse
Suspus oldum içimde silik bir nokta gibi
Şimdi sana gitmek zaman alır ömrümden
Çıkardım sevgi sözcüklerini içimden
Bırakıp yastıkları uykularımdan firari gecelere
Ne kadar gece varsa sürdüm dudaklarıma
Uykusuz deniz gibi simsiyah gece sırtımda
Susup sokak lambalarına yaslanıp
Rüzgâra bırakıyorum buruşuk resimleri
Cam kırıklarından parça parça
Ateşler yakıyorum dokuduğun çerçevelerden
Bıraktım yüreğimi
Hüzün dolu sayfaların arasına
Yüzemez şimdi hangi kâğıttan olsa da gemi
Adın açılsa çarşaflar gibi yine rüzgâr yutar
Kelimeler
Susarım avazım çıktığı kadar titrerken bulutlar
Beşikten çıkan sesler gibi kırılır yüreğim
Bir yara büyütür kucağımda ayrılıklar
Kavurur kangren olmuş ayrılıklar gibi
Azar azar koparak eksilir sevgiler
Tuttuğun yanımdan
Sen gidersen
Ne kalır geriye
Kaç satır
Kaç saat
Kaç ben
Kalır bedenimde…
Ne kalır bedenimden geriye
Sen gidersin
Her şey gider…
Bilmedin gidenle gidilir
Sevgiye…
//Se
5.0
100% (4)