6
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
916
Okunma
çığlık düşlerin uçurumunda
yıllar yaralı tarih
göreceksiniz
karanlığımda yanan ışığın
ölümü olacak zaman
sokaklar ellerinde mavi tesbihle yürürken
kıyametin dişlerine
elbette kuraklığımda düşler
arayacak anılarım
kocaman rüzgarlarla dolaşacağım geceler boyu
cinnete dönsün
ezik yüreğimde yalnızlık
mora çalsın soğuklarda dudağımın rengi
önemli değil
gölgelerinizde
tenimi yıkayacağım
aynada kavgalar telaşlanırken
yaşam ölümle gülüştü
avuçları benden daha serindi
süzülen baharın
bedenimi sessiz aşklara atığından beri
serseri ağaç gibi kaldım
yaşamın ıslaklığına
toprağa aktı tanıdığım ruhlar
sabahın fecrinde
üşüdüm
an düştü başıma dün gibi
ay gecede titrerken
acının ayazına dayanan bedenim
yağmurla ekmeği bölüştü
yağmur ağladı
ben ağladım
karanlığı boğduğunda
ellerim
biliyorum
her şarkıda
aklımın duvarlarını yıktığında günahlar
yüreğimdeki boşluğa
tek kişi kalıyorum
bu nasıl ölmek
şeytan belleğimi kefenimle siliyor
bir balık gibi denizin diplerine düşüp
yalan yanlış tarihlerin soluğundan
kalma bir maviyle
oynaşıyorum
5.0
100% (6)