8
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1247
Okunma

-Oysa şiirini yazacaktık ilhamın
kuşlarından izin alıp seninle
tüyü bitmemiş zamanın…-
eski fotoğraflarımızdı
yeni albümlerde eksiği bol
kırılmış bir törpü gibi
benliğimizi hadım eden
annelerin diyarı
ve virane bir kasım sabahı
göze vuruldu perçin
sözlerimiz ağladı!
kanatlarına siyah tüller takmış
ölümün öteki adı
geldi bir boşluğun rehavetinde
seslendi sûru üflercesine kulağına
başı kıblesinde iken dünyanın
ruh kızıl ve mor uyurken sedasız
duymadı kardeşlerden en küçüğü
takvimden düşen en kuru yaprak
söyle kaç kez bağıracaksın her yıl
annelerin de ölümsüz olmadığını?
hadi uyan, aklıma destek çık
ey, sessizliğinde süründüğümüz annem
gözünün ceylan yakarışına
usul buseler kondurduk
giydin de ak kanatlı o ince kumaşı
misk kokusuydu yüzünde gülistan
gülmesi umay evlatlardık
zifir bir yolculuğun ahşap zembiline
girmeden önce yüzün…
şiirlerimi attım çöplüğüne
ilhamını kıskandığım mevsimin
ölülerim yosun tutan zambaklarda
dirilmeli bir kez de olsa
gelinliğini selamlamak için!
şimdi zemheri kalmış cemreler
ve serçe yürekli masum anneler
düşüyor hazalına mutsuzluğumun
ne yazık ki renkli bir doğumun tadı
taşınmıyor yüzyıllar boyu
hayattır sicim
kopacağı an bile belirsiz
beden sağır ve dilsiz
ruh öksüz ve yetim
can, sağlaması yapılmış
basit bir işlemdir ölünce…
Nevzat KONŞER
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.