1
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
70
Okunma
Adam :
Bakışın diyorum sevgilim, bir kentin elektriklerini keser ansızın,
Sokaklar kararsın varsın, biz seninle aynı dizede tutuşalım.
Gözlerin ki; haritalarda yer bulamayan iki tez canlı tay,
Seni sevmek, taze dökülmüş çayın ilk yudumudur sabahleyin,
Gel, tut elimden de bu kentin bütün caddelerini şaşırtalım...
kadın:
Elimi tutuyorsun ama ben çoktan bir kuşun kanadında uçtum,
Senin o aydınlık caddelerin benim karanlık odalarıma yabancı.
Aşk diyorsun; oysa aşk, bu fani dünyada yer edinemeyenlerin
Birbirinin uçurumuna bakıp da derinlikten başının dönmesidir.
Ben bu hayata teğet geçtim sevgilim, sen beni nereye çağırıyorsun?
Adam:
Uçurum dediklerin bir gecede üzerine kırmızı güller ektiğim yerdir!
Sen kendisini bir evde unutmuş nazlı bir çocuk gibi durma öyle.
Dudaklarının kıvrımı ki; sürgün edilmiş bir beyzadenin son kalesi,
Gözlerinden öpsem, Taksim’deki bütün otobüsler rotasını şaşırır,
Biz seninle sevişmeyi bir kentin kurtuluş savaşı yaparız!
Kadın:
Gülüşün çok gürültülü sevgilim, benim sessizliğimi zedeliyor.
Ben ki; intiharla akraba, yalnızlıkla mühürlü bir odanın sakinıyım.
Sen bana baharları müjdeliyorsun kucağında meyvelerle,
Oysa ben kışın o lekesiz, o soğuk camına çiziyorum kederimi.
Beni sevmeye çalışma bu kadar, ben kurulmamış bir saatin zembereğiyim...
Adam :
Kurulmamışsan ben kurarım seni gecenin en civcivli saatine!
Aşk dediğin biraz da aklını kaybetmek değil midir bu pazarda?
Bir elmayı böler gibi böleriz bu ömrü ikiye;
Yarısı senin o mağrur yalnızlığın olsun, yarısı benim bu devasa tutkum.
Sen yeter ki gül, kentin bütün kuşları bizim için havalansın...
kadın:
Kuşlar havalanır ama nereye konacağını bilmezler bazen.
Senin o coşkulu denizlerin benim kayalıklarımı dövüp duruyor.
Birleşemeyiz sevgilim; sen hayatın sarsılmaz bir sütunusun,
Ben ise o sütunun gölgesinde eriyip giden bir gölge kadın.
Benim sevilmeye değil, bu dünyadan lekesizce gitmeye ihtiyacım var...
Adam :
Gitmeyi sök at kafandan! Bir rakı masasında helalleşelim geceyle.
Yüzün, bir tablo gibi duruyor şurada, öpmeye kıyamadığım.
Sen yalnızlığa nişanlıysan, ben de o yalnızlığı vuracak olan şairim!
Gözlerindeki o mahzuni parıltı uğruna
Ben bütün imgelerimi yakar, yine de seni bu hayatta tutarım...
Kadın:
Tutamazsın sevgilim, su parmakların arasından nasıl kayarsa öyleyim.
Senin sevdan bana bu dünyadaki en güzel, en ağır yük oldu.
Aynı dizede duruyoruz evet, ama benim noktam koyuldu bile;
Sen virgülsün, hayata devam eden o şaşırtıcı ve güzel cümle...
Beni bağışla, ben kendi kuşatmamda teslim oldum çoktan.
Adam:
Nokta koyma o cümleye! Ben seni parantez içine alıp saklarım dünyadan!
Bir kadın bir kenti ancak senin gibi bakarak baştan çıkarabilir.
İyi ki geçtin bu caddeden, iyi ki değdin benim tutkuma;
Varsın biz iki ayrı kutup olalım aynı mıknatısın üzerinde,
Çekimimiz yeter bu fani alemin karanlığını aydınlatmaya...
Adam: Sen benim bu hayattaki en güzel, en tutkulu yanılgımsın...
Kadın: Sen ise benim bu dünyadan geçerken sığındığım tek kuytu köşe...
Adam : Dünyanın bütün yıldızlarını toplasam, o masum kederini örtmez.
Kadın: Bırak örtmesin sevgilim, biz seninle aynı şiirde çıkmaz bir sokağız;
Birlikte:
Biri yaşama sevdalı, biri ölüme nişanlı iki firari ruh...
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.