11
Yorum
41
Beğeni
5,0
Puan
606
Okunma

Sonra kalabalıklar öğretti,
en derin uçurumun gözlerde açıldığını.
Yaraların tene hiç uğramadığını.
Asılı kaldı göğün dikiş yerinde.
Temmuz bileklerimi
kızıl bir geceye bağlarken,
Yağmuru telaffuz eden çöl,
ayazla ıslattı dilini.
Pıhtıların, vitrinlerin, alkışların arasında.
Kuşların göçünü kurşuna dizdiler.
Sıfırın yetim bıraktığı yerde,
Söndü göğsümün mahzenindeki kandil.
İnce bir çizgide ikiye bölünen karanlık.
Uzun bir bekleyişten sonra.
Neyler, heceler, ezgiler
içimden dışarı süzüldü.
Bir gülüşe yenildi bütün duvarlar.
Buharlaştı avuç değiştiren kaderin özü.
Yanık bir dal,
küller ve kökler birbirine yoldaş oldu.
Bakışların cümlelerden ağır geldiği günlerde.
Saatin akrepsiz kalmasıdır yokluklar.
Çocukluğunu kuyulara gömen çağın,
masumiyet arayan elleri
....
5.0
100% (18)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.