0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
74
Okunma
Kendi enkazını seyreden bir yabancı gibiyim,
Yalnız, yorgun,sessiz ve kimsesiz bir ölü gibiyim.
Rüzgâr geçiyor yanımdan,dokunmadan tenime.
Bir gölgeyim artık,sığmıyorum kendi kendime.
Gece çöküyor üzerime,bir kefen gibi ağır.
Duyduğum tek ses,içimde büyüyen bu kahır.
Ne bir el uzanır,ne bir kelam ulaşır.
Adım artık sadece mezar taşında dolaşır.
Zaman akıp gidiyor,ben yerimde çakılı.
Aklımda bin pişmanlık,bin keder asılı.
Bir mektup gibiyim,adresi hiç yazılmamış.
Kendi çukurunu kazan,ama hiç gömülmemiş.
Güneş doğsa ne çıkar,benim gölgem buz tutmuş.
Umut denen o kuş,çoktan buraları unutmuş.
Bir ray bekliyorum,treni hiç geçmeyen.
Bir ömrün sonuyum,satırları hiç okunmayan.
Şimdi bir sessizlik kaldı geriye,o da benden derin.
Ne bir izi var dünün,ne de bir adı yerin.
Kendi küllerini savuran yorgun bir rüzgârım artık.
Işığı sönmüş bir fener gibi karanlığa bırakıldım.
Bir yaprak düştü dalından,toprağın bile duymadığı.
Bir ömür geçti gözümden,kimsenin saymadığı.
Söndü içimdeki son yangın;külü bile üşütür.
Artık beni bu şehirde yalnızca yokluğum büyütür.
Kapandı kapıları ömrün;ne bir gelen var ne giden.
Vazgeçtim artık kendimi eski şiirlere sormaktan.
Ne enkaz konuşur artık,ne de hatıralar.
Çünkü en ağır ölüm,nefesin değil...unutulmanın adıdır.
Ve şimdi...
Ne benden bir ses bekleyin,ne de ardımda bir iz.
Ben çoktan öldüm.
Sadece bedenim gecikerek öğrendi bunu.
Alper KARAÇOBAN
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.