2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
57
Okunma
Neden dilde solur, büyür bu hüsran?
Dönüp de kendine sormaz mı insan?
Kelimeler kuru, kelimeler can...
Bedeli yok ise sözün hükmü ne?
Uğramaz hitaplar kalbin mülküne.
Sadece dilden dökülen bir nehir,
Ulaşmaz menzile, yükü hep zehir.
Aynalar kırılır, sarsılır şehir;
Kendi yaşamadığın o ak hakikat,
Ruhuna giydirir ağır bir hilat.
Arifler sustu mu, alem dinlenir,
Söz değil, o sessiz haller canlanır.
"Lisan-ı hal" derler, kalbe saplanır;
Sözün bittiği yer, amelin izi,
Aydınlatır ancak karanlığımızı.
Düğümler çözülür baksan bir kere,
Alnın değdiği o mübarek yere.
Bir ömür adanmış kutsal severe,
Bedelle yoğrulan kelam başkadır,
Yaşanan hakikat, özde aşktır.
Gözyaşı dökmeden güldüremezsin,
Kendin yanmadan hiç söndüremezsin.
Bu çarkı tersine döndüremezsin;
Lisan-ı kal kalır dudak ucunda,
Lisan-ı hal ise ruhun burcunda.
Şimdi dur ve seyret kendi halini,
Nereye uzattın durma elini?
Bırak o yorucu dünya kalini,
Hayata nakşeyle her bir sözünü,
Ancak böyle bulur insan özünü.
Kadir TURGUT
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.