0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
15
Okunma
Gidenlerin ardından
uzun uzun bakmadım artık.
Çünkü bazı yolların sonu
dönüşe değil,
insanın kendine çıkıyormuş.
Bir zamanlar
“Nasıl böyle değiştin?” derdim.
Şimdi sormuyorum.
İnsan değişmiyor belki;
sadece içinde sakladığı
gerçek yüzünü
zaman geçtikçe gösteriyor.
Ben de gördüm.
Kiminin sevgisi söz kadarmış,
kiminin dostluğu menfaat kadar,
kiminin sadakati
ilk rüzgârda savrulacakmış.
Hepsini öğrendim.
Kırıldım,
ama kimsenin kapısında
kendime yer istemedim.
Üzüldüm,
ama acımı
başkasının merhametine bırakmadım.
Sessiz kaldım;
çünkü bazı cümleler
söylendiğinde değil,
söylenmediğinde
daha ağır oluyor.
Artık geçmişe
hesap sormuyorum.
Ne “Neden gittin?” diyorum,
ne “Neden kaldın?”
Ne de “Beni hiç sevdin mi?” diye
eski bir hikâyenin kapısını çalıyorum.
Çünkü cevabı olmayan soruların
insanın içinde
yıllarca yankılanmaktan başka
bir işe yaramadığını öğrendim.
Şimdi
her şeyi olduğu yerde bırakıyorum.
Kırgınlıkları da,
yarım kalmışlıkları da,
içimde büyüttüğüm
o bitmeyen “keşke”leri de...
Bir tek kendimi
yanıma alıyorum.
Çünkü insanın
hayat boyunca taşıdığı en ağır yük,
başkasının yokluğu değil;
kendi içinde büyüttüğü
“belki”lerdir.
Ben artık
“belki döner” demiyorum.
“Belki değişir” demiyorum.
“Belki bir gün anlar”
hiç demiyorum.
Bitti dediğim yerde
yeniden başlamıyorum.
Çünkü bazı kapılar
bir daha açılmamak için değil,
insanın tekrar aynı yerden
yaralanmaması için kapanır.
Ve ben
aynı yarayı
ikinci kez sevmeyecek kadar
büyüdüm.
Şimdi geceleri
daha az düşünüyorum.
Daha az bekliyorum.
Daha az özlüyorum.
Ama daha çok
kendime dönüyorum.
Belki de iyileşmek budur:
Birini unutmak değil,
onun yokluğunda
kendini yeniden hatırlamak.
Ben kendimi
yeniden hatırlıyorum.
Ve ilk defa
içimde bir şey
“Git.” demiyor.
“Kal.” da demiyor.
Sadece:
“Devam et.”
diyor.
Ben de devam ediyorum.
Çünkü hayat
bizi kıranların hikâyesinde
bitmeyecek kadar uzun.
Ve benim daha
söyleyecek sözüm,
yürüyecek yolum,
yaşayacak günlerim var.
Kadir TURGUT
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.