0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
48
Okunma
Bakmak ve Görmek
Bakmakla görmek arasındaki o ince çizgi...
Bakar geçersin,
Görür, kendinden geçersin.
Bakmak; sadece bir vitrin camına çarpan ışıktır,
Görmek ise o camın ardındaki hüzne, o derin ruha dokunmaktır.
Bakarken dünya bir kalabalık, bir gürültü;
Görünce her zerre dillenir, başlar seninle konuşmaya.
Bakanın gözü kamaşır,
Görenin ruhu karışır.
Bakar geçersin; bir ağaçtır, bir taş, bir isim, bir sestir.
Görürsün; o ağaçta kök salan sabrı, o seste saklı bin yıllık sırrı.
Gözlerinde bir şehrin ışıkları yanarken ansızın,
Görmek; o ışıklarda kaybolmasıdır gönül sızının.
Bir kadın geçer önünden, bakarsın;
Zarif bir siluet süzülür, rüzgârı kalır teninde.
Ama O’nu görünce, kendi kalbinden akarsın;
Tebessümünde saklı hüzünleri, o mağrur hikâyeyi okursun.
Sustuğu yerlerin, konuştuğu kelimelerden ağır olduğunu duyarsın.
Bakmak, kıyıda durup dalgaları saymaktır;
Görmek ise o denizin derinliğinde, onun kokusunda kaybolmaktır.
Biri sadece "orada" olanı fark eder,
Diğeri "içeride" olanı keşfeder.
Bakınca gözlerin doyar, görünce ruhun acıkır.
Bakar geçersin bir yolcu gibi menziline;
Görür kalırsın, o kalpte bir ömür mülteci gibi.
Çünkü göz, ruhun dünyaya açılan penceresidir.
Pencereden bakıp geçmek değil mesele;
İçeri girip o ateşte ısınmaktır görmek
Alper KARAÇOBAN
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.