0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
58
Okunma
Ziyan oldum…
Öyle bir ziyan ki, ne tam anlatılır ne de geri toplanır.
Birinin gidişiyle değil bu…
Birinin kalbimde açtığı boşlukta kendimi kaybetmemle oldu.
Sesim vardı, sustum.
Gücüm vardı, yordular.
Sevecek kadar cesurdum… kırılacak kadar yalnız kaldım.
Ziyan oldum…
Kimse görmedi ama içimde koca bir şehir yıkıldı.
Sokaklarında sen vardın, şimdi enkaz kokuyor her yer.
Hatıralar toz gibi çöktü üstüme…
Silkelenmek istiyorum ama ben de o yıkıntının altındayım.
En acısı ne biliyor musun?
Beni bu hale getiren şey sen değildin sadece…
Sana rağmen kalmaya çalışan bendim.
Ve işte şimdi…
Toparlanmıyor insan bazen, sadece dağılmayı öğreniyor.
Ben de öğrendim.
Ziyan oldum…
Ama en çok da, kendime.
Ziyan oldum…
ve bu daha başlangıçmış meğer.
İnsan bir kere kendinden kopunca,
geri kalan her şey sadece gecikmiş bir yıkım oluyor.
Ben de öyle oldum…
Ayakta duruyor gibi, ama içten içe çöken bir enkaz.
Gülmeyi denedim…
sesim çıktı ama içim katılmadı.
Yaşamayı denedim…
nefes aldım ama ruhum yoktu.
Ziyan oldum…
Kendime verdiğim sözleri tutamayacak kadar dağıldım.
“Bir daha izin vermem” dedim…
ama en çok ben izin verdim bana zarar verilmesine.
Gece olunca daha ağır çöküyor üstüme her şey…
Çünkü karanlıkta insan kendinden kaçamıyor.
Gözlerimi kapatıyorum…
ama en çok o zaman görüyorum seni,
en çok o zaman fark ediyorum eksilen beni.
Ve işte en acı yer…
İnsan başkasını affedebiliyor bir şekilde…
ama kendine yaptığını affedemiyor.
Ben kendimi affedemiyorum…
Çünkü beni ben yaktım.
Ben sustum.
Ben kaldım.
Ben tükendim.
Ziyan oldum…
ve bu kez toparlanacak bir “ben” bile kalmadı.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.