0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
114
Okunma
Ben artık ne gidene “dur” diyorum,
ne de kalana “kal” diye yalvarıyorum…
Çünkü öğrendim;
gitmek isteyenin bahanesi çok,
kalmak isteyenin ise tek bir sebebi olur: sevmek.
Sen ne yaparsan yap,
ne kadar sabredersen sabret,
ne kadar kendinden verirsen ver…
Gitmeye karar veren biri,
çoktan senden vazgeçmiştir aslında.
Ve sen sadece geciken bir vedanın içinde,
kendini tüketirsin.
En acısı da bu ya zaten…
Onu tutmaya çalışırken,
kendi kalbini düşürüyorsun yollara.
O giderken sadece o gitmiyor,
senin içindeki güven de gidiyor,
inancın da…
ve en çok da “bir daha böyle sevebilir miyim” sorusu kalıyor geriye.
O yüzden bıraktım artık…
Ne peşinden koşuyorum kimsenin,
ne de kalması için kendimden eksiliyorum.
Çünkü anladım ki;
zorla kalan, zaten hiç kalmamıştır.
Şimdi içimde sessiz bir kabulleniş var…
Giden gitsin.
Kalan zaten gitmeyecektir.
Ve ben artık
kimse için değil,
kendim için ayakta kalıyorum.
Şimdi daha ağır bir gerçekle yüz yüzeyim…
İnsan en çok, kalması için savaştığı yerde kaybediyor kendini.
Ben seni kaybetmedim aslında…
Ben, sen giderken kendimden koptum.
Her “kal” deyişimde biraz daha eksildim,
her susuşumda içimden bir şeyler öldü.
Sen giderken arkana bile bakmadın belki…
ama ben, bıraktığın yerde hâlâ
kendimi toplamaya çalışıyorum.
Parça parça…
yavaş yavaş…
ve en çok da içim kanaya kanaya.
Birini sevmek böyle olmamalıydı…
İnsan sevdiğinde iyileşmeli derler ya,
ben sende yara oldum.
İçimde kapanmayan,
dokundukça sızlayan,
hatırladıkça nefesimi kesen bir yara…
Ve şimdi kimse bilmiyor…
Gülüşlerimin altında nasıl bir çöküş saklı.
Kimse görmüyor geceleri
nasıl sessizce dağıldığımı.
Çünkü ben acımı bile sessiz yaşamayı öğrendim.
Ama şunu da öğrendim…
En ağır acılar bile bir gün susar.
İzleri kalır, evet…
ama insan o izlerle yaşamayı öğrenir.
Ben de öğreniyorum işte…
Seni unutmayı değil belki,
ama sensiz de var olabilmeyi.
Ve inan…
Bu, gitmene izin vermekten
çok daha ağır bir şey.
Şimdi en acı yerindeyim bu hikâyenin…
Ne tamamen vazgeçebiliyorum senden,
ne de eskisi gibi sevebiliyorum.
İnsan nasıl olur biliyor musun?
Ne sana ait,
ne kendine…
Ortada kalmış bir hayat gibi.
Yarım… eksik… nefessiz…
Geceler daha da ağır artık…
Sessizlik bağırıyor resmen.
Adını anmamaya çalışıyorum ama
içim her seferinde seni fısıldıyor.
Unutmak istedikçe daha çok hatırlıyorum seni.
Sanki yokluğun bile bana inat,
içimde yaşamaya devam ediyor.
En çok da bu yakıyor canımı…
Sen çoktan alışmışsın benden uzak olmaya,
ben hâlâ sensizliğe alışamıyorum.
Senin için bir “geçmiş”im artık,
ama sen…
benim içimde hâlâ bitmemiş bir cümlesin.
İnsan en çok neye kırılır biliyor musun?
Bir zamanlar “asla bırakmam” diyenin,
hiç zorlanmadan bırakmasına…
Ben hâlâ o sözlerin altında eziliyorum.
Senin unuttuğun şeyleri,
ben her gece yeniden yaşıyorum.
Ve işin en acısı…
Senin yokluğunla savaşırken,
kimseye anlatamadığım bir gerçek var içimde:
Ben seni hâlâ seviyorum…
ama bu sevgi artık beni iyileştirmiyor,
yavaş yavaş yok ediyor.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.