0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
82
Okunma
Güneş artık
Aynı yerden doğmuyor içimde.
Seninle yazılan mevsimler
Çoktan kışa döndü.
Üşümek değil bu,
İçten içe eksilmek…
Göğsümde bir ateş vardı,
Sönmeyen sanırdım.
Meğer kendi külüne
Yavaş yavaş yenilirmiş insan.
Yarım kalmak değil bu,
Büsbütün tükenmek.
Kendi hikâyende
Yabancı gibi yürümek…
Masada bir kadeh kaldı,
Dudak değmemiş, yarım…
Kapıda bir anahtar,
Hiç açılmamış bir yarın…
Ve ben anladım;
Bazen gitmek değil,
Kalmak yorarmış insanı.
Çünkü kimi yaralar
Geçmez…
Sadece
Seninle yaşamayı öğrenir.
Ve bazı geceler
İnsan kendini değil,
Kaybettiğini düşünerek uyur.
Bir sandalye boş kalır,
Ama kimse oturmaz oraya.
Çünkü yokluk
Bazen varlıktan daha ağırdır.
Pencereden bakan gözlerim
Seni değil artık,
Dönmeyecek bir zamanı arıyor.
Ne kadar susarsam susayım
İçimde bir şey
Sürekli adını söylüyor.
Ve zaman…
Sanıldığı gibi iyileştirmiyor hiçbir şeyi.
Sadece
Alıştırıyor.
Eksik uyanmaya,
Eksik gülmeye,
Eksik yaşamaya…
Bir gün geçiyor,
Bir gün daha…
Ama hiçbir gün
Sana ulaşmıyor.
Belki de en acısı bu:
Unutamamak değil,
Unutmadan yaşamaya devam etmek.
Ve ben hâlâ
Aynı yerdeyim—
Gitmeyen birinin ardından
Yavaş yavaş
Kaybolan biri gibi.
Çünkü bazı vedalar
Söylenmez…
Sadece
İçinde kalır insanın.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.