3
Yorum
21
Beğeni
5,0
Puan
210
Okunma
Kendi uçurumunda yankılanan o ses,
Sessizliğime çarparak döner.
Bir mevsimi tek bir kelimeye sığdıranlar,
Geniş zamanların hakkını veremezler.
Zembereği kırılmış o eski saatin gölgesi,
Artık benim göğüme bulut değil.
Kıyıda biriken o yorgun tortu,
Derinin hafızasını bulandıramaz.
Kimliksiz bir rüzgârın kucağında,
Kendine vatan arayan o korkak yabancı...
Bilmeli ki; kökü olmayanın,
Dalı ancak kendine kırıktır.
Nihayet...
Yolların bittiği o keskin virajda,
Sadece kendi seyrime mühürlüyüm.
Ne bir adım ötede bekleyen var,
Ne de geriye dönüp bakacak bir gölge.
O kapı,
Arkasında kimse olmadığı için değil;
Artık bir kapı olmayı bıraktığı için kapı duvar.
Göğü göğsümde taşırım, iç denizin kuşatmasında sırlar.
Boğazda düğümlenen Tuna’nın mektubu yazılır kurşunla beyaz bir kağıda,
Şeceresi tutulmaz!
Vaha Sahra
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.