2
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
52
Okunma
Kendi coğrafyamın motifiyim,
Özgül ağırlığımca dönüyor dünya.
Yedi kat yer altı köklerim,
Yedi kat göğe uzayan dallarım...
Aklım ve kalbim;
İki dünya mizanı.
Taşları oynatan el bende;
Şah da benim, mat da.
Oturduğum o asil tahtta
Galip de benim, mağlup da.
Canımı kesen aynada Ay sır,
Kırık aynadan sızan yalnızca ışığım...
Ne Güneş’ten ayrıyım artık,
Ne de Kamer’den.
Turnalar Semah döner tepemde,
Gam da benim, keder de...
Közden öğrendim yanmayı,
Külden dirilmeyi.
Derin kuyularda bildim hakikati;
Ölmeden öğrenemezdim yaşamayı.
Piştikçe nârda,
İlmek ilmek sökülmeyi öğrendim.
Çözüldükçe tuğla tuğla örüldü zindanım;
Dışarıda kaldı o sığ insan,
İçeride, o dolmayan asil boşluk...
Hiçlikte,
Ağrılı bir diz çöküş...
Gerçeğin kudretine sarsılmaz bir teslimiyet.
Ağrıya sağır bu çiğ Alem,
Ruhun sızısı ise ölümsüz.
Dilsiz feryat figan;
Öz uçtu, izi kaldı…
Vaha Sahra
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.