7
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
203
Okunma

Daralan yollar ardında,
esmer yağmur taneleri.
İpince çığlığın terli akşamı;
çiy
ses.
İmbikten süzülen bir umut tortusu,
toprağa kök salan ilk filiz.
yeni
yol.
Kırık kaldık;
kırık ve buruk geçilmiş sulardan.
sakin
göl.
Şimdi suların altında bir kavuşum,
yaranın üstünde ince bir ışık süzmesi.
derin
iz.
Düşlerin ölü çocuklarıyla büyüyen gölgeler,
dilsiz kuşlarla gidersin,
ardından ben giderim.
Irmaklarca akıp boşluğun sepia’sına;
kor
düş.
Sessizliğe asılır kanayan aynalar,
yetim kalmış tınılar.
Bir har düşer aynaların soğuk sırrına,
kök salar bozkıra, sessiz bir yörünge.
gül
diz.
Ey, heybetli dağların feri sönmüş yıldızı !
Göğüme bağıran sabahın yarısısın,
buğulu sağanaksın.
Seni susuyorum, en buğulu yanımın sel çanağına.
Kal !
derin
sır.
Gözlerime üşüyen suların ıslaklığıyla,
bir yaranın teniyle biraz da...
Ki, ölmek kıyılara,
haklı kavga taşımak.
Yanaş, dağınık gazelle gülleri.
büyük
çağ.
Gün, bir orman gürültüsünde şiir türküsü;
yaranın kalbinde bir şifa durağı,
dağınıklığa mihrak, zamana yoldaş.
yüce
eş.
Kapanan yollar ardında,
susmanın uzağına oturdu çadırlar.
Mahmur özlemlerin yakarışında,
usul usul zamanın kül yatağı...
Ölüm büyüyor,
ben küçülüyorum.
Giderek uzaklaşıyor içimdekiler.
yeni
denge.
İçimde yaramaz çocuk,
yüzüme vuruyor dünya,
geçiyor gözyaşımdan.
Tenezzül ayrılıklar.
sonsuz
iz.
Yorgunluğun ufkunda bir kervan;
küllerden doğan,
diri ve baki bir menzil.
gök
öz.
5.0
100% (10)