0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
102
Okunma
Gece yine uzun sevgilim,
saatler değil
özlem ilerliyor içimde.
Bir sokak lambası titriyor uzakta,
ben adını düşünüyorum.
İnsan bir ismi
bu kadar mı ev edinir kalbine?
Duvarlarını onun harfleriyle örer,
penceresini onun bakışına açar,
kapısını hep ona aralık bırakır…
Ellerim boş değil aslında,
yokluğunu tutuyorum.
Ağırlığı var,
görünmüyor.
Ama omuzlarım biliyor.
Sen giderken
zamanı da yanında götürdün sanki.
Takvimler değişiyor,
mevsimler devriliyor,
insanlar yaş alıyor…
ama içimde aynı gün.
Aynı akşamüstü.
Aynı yarım kalış.
Biliyor musun,
en çok geceler dürüst oluyor.
Kimse yokken
kalp yalan söyleyemiyor.
Gündüzleri güçlü taklidi yapabiliyorum belki,
gülüyorum, konuşuyorum, oyalanıyorum…
ama gece olunca
içimdeki sen
bütün suskunluğumu bozuyor.
Ben seni unutmuyorum,
sadece sesini kısıyorum biraz.
Çünkü bazı sevdalar
yüksek söylenince kırılıyor.
Adını içimde fısıltıyla taşıyorum,
kırılmasın diye,
dağılmasın diye,
yabancılaşmasın diye.
Bazen pencereyi açıyorum,
rüzgâr yüzüme değsin diye değil,
belki sana da dokunur diye.
Aynı şehir değiliz belki,
aynı gökyüzüne bakmıyoruz artık…
ama gece
hepimizin üstüne aynı karanlığı seriyor.
Ve karanlıkta
insan en çok kimi sevdiğini hatırlıyor.
Eğer bir gün
rüzgâr omzuna dokunursa,
bir an durup içini üşütürse,
bil ki hâlâ
adını içimde ışık gibi taşıyorum.
Sönmeyen,
ama kimseye görünmeyen
bir ışık gibi.
Gece bitiyor diyorlar…
Sabah olacakmış,
her şey normale dönecekmiş.
Ama ışık
sende kaldı.
Ben hâlâ karanlığa alışıyorum.
Çünkü bazı gidişler
insanı yalnız bırakmaz,
yarım bırakır.
Ve ben…
yarım bir gecede,
yarım bir kalple,
tam seni seviyorum hâlâ.
Gece uzun sevgilim.
Ama özlem…
senden daha uzun.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.