11
Yorum
23
Beğeni
5,0
Puan
230
Okunma
gül doğumunda tomurcuklar, bak
dünyayı güzelleştirmeye yeminli, mevsimlere inat.
muştu yaymak isteyen kelebeğin kanatlarıyla yarışır gibi
umut taşır kokusunda
ey Nev-bahar!
ayaz yemiş şu derunumda
zemheri kol geziyor, damarlarıma sevgi filizlerini yay
dirilt beni ey can!
içimde yaralı bir at ,duyar mısın?
vurularak ölmeyi ar görür, sahibinin merhametine sığınır
kendi mahşerine koşuyor yüreğimin saçaklarında...
dört nala bir hüzün, dizginleri kopuk bir hayat!
beni boğan hüzünler
ufka bakan gözlerimde dar ağacı kurmuş
ıhlamur kokulu bir yalnızlığın koynunda,
yokluk saatini vuslat sanıp
hayallere kuşandım
yağmurlar düşür, çatlamış dudaklarıma
dokunuşunda ki hareler toprak kokusu yaysın
burnumu sızlatan çürümüş insanlık yerine
doldur göğsüme sevdayı,
şemsin ateşinde
kül olsun şu garip ruhum, acının teninde
türkülerinden taç yap, yetim kalmış saçlarıma
ruhumu bir papatya falının "seviyor"una muhtaç etme
kehanetler sunan o kadının uğultusu değil bu,
kaderi yeniden doğmak olan ağaçların cesareti ile
yapraktan göğsüne tutunuyorum
ey ruhu gülşen!
o çiçekleri görecek olmanın telaşlı sevdası bu
bir çocuğun dua yüklü bakışlarını sığdırdım avuçlarıma da
geldim,
"Amin" diyorum,
ey Cânân!
sesim kendi uçumunda titrerken
düşür o mukaddes cemreyi içime,
saklayayım kalan ömrümde...
aşk diye, sen diye, yar diye
varsın vuslat, firakların o kapkara gölgesinde çoğalsın,
5.0
100% (10)