8
Yorum
29
Beğeni
5,0
Puan
224
Okunma

sahi, bir resmi var mıydı mutluluğun?
hani baktıkça
herkesin yüreğinin ağız dolusu güldüğü
bacadan çıkan dumanın
evin sıcaklığını göğe yükselttiği an mı?
bir akşam vaktinin gümüşi senfonisi mi?
çatalın tabağa değdiği o ince melodi
o ses, yalnız karnı doyanların değil,
ruhu bir arada duranların çıkardığı
o eşsiz , varlık bestesi
bir kedinin bacağına sürtündüğü an,
o tüylü gövdede atan kalbin
senin nabzına eklemlenişi mi
sığar mıydı bir kareye
bir canın öbürüne
hiç kimse yokken bile
buradayım! deyişi.
bir babanın evi ayakta tutan sesinin
çocukların yüreğindeki harmanı mı?
bir çocuğun ,korkusuzca babasının ellerinden göğe yükselirken
yere düşme ihtimalini sevginin yerçekimiyle yenmek miydi mutluluk?
sokakları ev yapmış bir çocuğun
bakışındaki o berrak mavinin
içine baksan
dünyanın bütün kirlenmiş tarihini
silecek kadar derin anı mı?
bir kadının gül bakışında,
parmağına batan dikenden toprağa düşen kana rağmen
yüzünden eksilmeyen gülümseme mi?
anlatabilir miydi?
eteklerinde taş evleri
sessiz birer evlat gibi taşıyan
o devasa sabırtaşı dağların gücünü
hangi resim değdirebilirdi tuvaline?
kuşun kanadında ki yorgunluk,
ama kursağında görev aşkı,
yorgunluğun bile bir kutsalı vardı,
emri ilahi
bir annenin yavrusunu bağrına bastığı
o anın kokusu,
hangi boyayla elde edilir,
hangi tuval o sıcaklığı
sığdırır bağrına?
mutluluk dediğin,
bir kareye sığacak kadar küçük değildi
bir ömre sığmayacak kadar büyük
bir eksik tamamlanmasıydı
her an yeniden çizilen
ve her kalpte başka bir renge boyanan
görünmez bir şükür deryasıydı
5.0
100% (19)