7
Yorum
20
Beğeni
5,0
Puan
127
Okunma

insan eli değdikçe
dünya,
en koyu tonunda
kirlenen bir rüya
kendi karanlığında demlenen hayat,
yüreğine beton dökülenlerin son sığınağı,
içlerinde zakkum fısıltıları,
sessizlik uğuldarken,
bir gölge gibi süzülür kararmış nefesler,
iyilerin boğazında düğümlenen o ince sızıdan geçerek
beyazı zehirleyen eller,
gençliğin kılcallarında gezinir,
zihinlere ekilen o karanlık tohumlar,
daha çiçek açmadan çürütür fidanları
siyah giyen adamların tek gerçeği,
satın almak yarınları
bir kadın olmak, suçun en zarif hali,
düşünceler şehrin meydanında asılır
aynasız yüreklerde kirlenir ruh,
gök, mazlumun buğulu gözlerinde
cam bir tavan
zamanın nabzı atmaz artık sevgisizliğin sularında
yıldızları tuttuğunu sananların avuçlarından kayar dilekler
açlığını bir kedinin artığıyla bastıran çocuk,
parmak uçlarıyla karanlıkta renkleri arar.
ısınmak, uzak bir masalın kırık kanadı,
üç beş kırıntı, ruhu doyurmaya yetmeyen bir avuntu
sokak lambasının titrek nefesinde ıslanır düşleri,
savrulur kimsesizliğin rüzgârıyla meçhul kıyılara
sevgi, bir kundak içinde bırakılır sokağa,
insanlık kendi göğsünden yırtılır
ama yine de...
bir çocuk, düş salıncağında bulutlara umut dokur
yüreğinin en kuytusuna anne kokan bir ocak çizer,
naylon duyguların kirli akıntısına inat,
yarınlar varmışçasına direnir
5.0
100% (10)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.