14
Yorum
40
Beğeni
5,0
Puan
206
Okunma
Gözlerinde eski bir kentin haritası
Hiç gidilmemiş yolların sessizliği var
Bir bakışı, çözülmemiş bilmecenin kapısı
Ardında hem fırtına, hem dinmiş bir bahar
Yıkık kemerlerin altında,çıkmaz sesi
Yüzü, eski bir aynanın tozlu buğusu
Ne kadar kaçarsa kaçsın, yine kendine sığınır
Kendi kuyusunda saklı, kadim suyun dibi
Adımları sanki bulutlara basar gibi hafif
Dudaklarında yarım kalmış, mühürlü bir masal
Kimse bilmez kalbindeki o dilsiz arifi
Ruhunda yankılanan ses
Ne bir hüzün ne de kutsal haykırış
Bakışlarında bir kışın son direnci gizli
Sözleri dökülürken, kâğıtlar bile susar
Geçtiği yollarda feryatlar kâr etmez,
O sadece kendi içine, hep kendine akar
Gölgesiyle konuşur, ışığa sitem eder
Geceye sakladığı binlerce sırı vardır
Bir an ona yaklaştım sanırsın
Dokunduğun her izi, aslında bir rüzgardır
Ne adı belli onun, ne de gittiği liman
Sadece derin bir duygu bırakır
O geçerken durur akrep, yorulur zaman
O sustukça, içindeki o dilsiz dev kusar
Bir kuşun kanadına yükler tüm vedaları
Gitmeyi bir sanat gibi sessizce nakşeder
Yıkar geçer zihnindeki tüm o boş odaları
Varlığı bir hediye, yokluğu bin keder.
Toprakla dertleşir de, insana tek laf etmez
En büyük gizemi odur, o mağrur kederin
Yıldızları toplar da, sönük bir mum yakar
YEŞİLIRMAK
5.0
100% (18)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.